bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

finans terimleri sözlüğü - a hakkında bilgi finans terimleri sözlüğü - a




acenta (agent) :
acentalık sözleşmesi çerçevesinde, yalnızca sermaye piyasası araçlarına ait alım ve satım emirlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.

aciz (insolvency) :
borçların, vadesi gelmesine karşın ödenememesi halidir. böyle bir taktirde, alacaklı borçlunun borcunu ödeyemeyecek taktirde olduğunu mahkemeye bildirir, borçlu ise, acz içerisinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını isteyebilir.

aciz vesikası :
borçlunun kanuni yönden takip edilen alacağı ödemeye yeterli malı bulunmadığına dair icra dairesi tarafından verilen resmi belge. "kesin" ve "geçici" olmak üzere iki çeşittir. kesin aciz vesikası, borçlunun kovuşturulan alacağı tamamen veya kısmen ödeyemeyecek taktirde olduğunu kesin biçimde belirten belgedir. geçici aciz vesikası ise borçlunun yeterli malı bulunmadığı hallerde haczedilmiş mallara takdir edilen kıymetle alacak miktarı arasındaki farkı belirten tutanaktan ibarettir. alacaklıya, borçlunun mallarına bu fark kadar haciz konulması hakkını verir ve malların satışından sonra bu vesika geçerli olmaz. yerine kesin aciz vesikası alınır.

açığa dayalı harcama (deficit spending) :
bu politika ile, ekonominin durgunluk veya daralma dönemlerinde, toplam talep artırılarak, durgunluktan çıkılması hedeflenir.

açığa satış (short selling) :
sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır. yani, yatırımcıların portföylerinde bulunmayan ve ücretleri düşme eğiliminde olan hisseleri satması ve hisseyi daha alt fiyat seviyelerinden alması olarak gerçekleştirilir.

açık bono (blank bill) :
tutarı ve hamili belli olmayan, yalnızca açığa imza atmak suretiyle düzenlenen bonodur.

açık ekonomi (open economy) :
ithalat ve ihracat üstünde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı ekonomidir.

açık eksiltme (auction by underbidding) :
satın alınacak mala en düşük ücreti verecek satıcıyı bulmak için uygulanan yöntemdir.

açık finansman (deficit financing) :
bütçe açığının, yapılan borçlanmalarla kapatılması (harcamaların gelirlerden fazla tutulması) yöntemi olup, istihdamı artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

açık kabul (acceptance in blank) :
poliçeyi düzenleyenin imzası olmadan, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesidir.

açık kredi (open credit) :
yüksek moralite ve kredibilitesi bulunmakta olan bir şahıs veya firmadan, kefalet ve teminat istenmeksizin, yalnızca imzası ile kullandırılan kredidir. böyle bir taktirde krediyi kullanan şahıs veya firma, bütün mal varlığı ile alacaklıya karşı sorumludur.

açık pozisyon (short position) :
vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonlara denir. bankacılık da, döviz pozisyonunun aşılarak döviz toplanması, tl.'ye çevrilerek kredi kullandırılması anlamında kullanılır.

açılış ücreti (opening price) :
menkul kıymetin borsada işlem gördüğü ilk fiyattır.

adat :
faiz hesaplamalarında kullanılan ve borç bakiyenin faize temel gün sayısı ile çarpılıp yüze bölünmesi neticesi bulunmakta olan tutar.

adi şirket (partnership) :
iki veya daha fazla kişinin, ortak bir hedefi gerçekleştirmek üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirkettir. adi şirketlerin tüzel kişilikleri, ünvanları ve ticaret siciline kayıt zorunlulukları bulunmamaktadır. bundan başka, iflasa tâbi değildirler.

ağırlıklı ortalama (weighted average) :
dizi içerisindeki her bir birimin, kendi ortalamasıyla ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık toplamına bölünmesi ile elde edilen ortalamadır. bilhassa indeks hesaplamalarında yaygın bir şekilde kullanılırlar.

ağırlıklı ortalama fiyat (weighted average price) :
bir hissenin seans boyunca işlem gördüğü her fiyat seviyesindeki işlem oranları ile çarpılması ve çıkan her rakamın basit ortalamasının alınmasıyla hesaplanır. hissenin tavan ve taban ücretleri hesaplanırken, o hissenin bir önceki seanstaki ağırlıklı ortalama fiyatından yararlanılanılır. formülü:
aof= (f1*i1 + f2*i2 + f3*i3.....) / (i1+i2+i3+................)
f: fiyat düzeyi i: işlem miktarı

ahzu kabz :
bir alacağın tahsili, ya da biraz paranın alınması veya kasa hesabına kaydı demektir. bir kimsenin temsilcisi veya vekili sıfatıyla akit yapan kişi, kendine bundan başka yetki verilmemişse, temsil ettiği kişi adına bir tahsilat yapamaz.örneğin gelişi hoş bir alacağı dava için avukata verilen temsil yetkisi, dava kazanılmış olsa da parayı ahzu kabz edemez. verilen vekalette parayı almaya da yetki (ahzu kabza yetki) verilmiş olması gereklidir (humk. m. 63). kanun, yalnızca davayı takip için yetki verilen avukata hasım tarafın sorumlu tutulduğu yargılama masraflarını ve takip fiyatlarını alma yetkisini vermiştir. avukatın dava konusu için biraz avans aldığı varsayımına göre bu hüküm kabul edilmiştir.ticari mümessiller, temsil ettikleri işletme sahibinin ticari işlerinden alacaklı oldukları mal ve paraları ahzukabza yetkilidirler.diğer taraftan; para çekmek isteyen üçüncü şahıslar adına vekaletname ibraz edecek kişilerin ahzukabza yetkili olup olmadıklarını bankalar dikkatle araştırmak mecburiyetindedirler. genel ya da özel vekaletnamelerde açıkça bu kayıt bulunmazsa ödeme yapılmaz.

ajur :
muhasebede kullanılan bu terim, muhasebe kayıtlarının, defter değerlerinin günlük olarak tutulup kapatıldığı, işlemlerin günü gününe deftere işlendiği, başka söylemle kayıtların güncel olduğu anlamına gelir.

akreditif (letter of credit) :
bir bankanın belirli biraz ve belirli bir müddet için, üçüncü bir kişi lehine, nezdinde kredi açması için yabancı ülkelerdeki muhabir bankaya gönderdiği mektuptur. bankanın riske girmesi bu nedenle, bir tür kredidir.

akseptans :
akseptans, kabul demektir. kabul işlemlerine tacirler arasındaki ilişkilerde ve bankacılıkta rastlanır. bir poliçe, muhatabı tarafından kabul edilerek kabulümdür diye imzalandıktan sonra, daha kolay kırdırılabilir. bankalar da poliçeleri kabul ederek gerektiğinde borçlunun yerine ödeme yapmayı taahhüt edebilirler. buna banka akseptansyonu denir. banka tarafından kabul edilmiş bir poliçe elbette sağlamdır. akseptans işlemlerine en fazla dış ticarette ve uluslararası mali ilişkilerde başvurulmalıdır.

aktif karlılığı oranı :
aktiflerde yapılan yatırımın net karlılığını göstermektedir. yüksek çıkması pozitif olmakla birlikte, yapılan yatırımın özkaynaklarla mı, yabancı kaynaklarla mı yapıldığı önemli bir etkendir. formülü:
aktif karlılığı oranı = (net dönem karı) / (toplam aktifler)

aktifler :
bir şirketin sahip olduğu tüm varlıkları (hazır değerleri, alacakları, stokları, duran varlıkları) ifade eder.

aktif/pasif yönetimi :
banka bilançosundaki etkin ve pasif kalemler ile bilanço dışı kalemlerin düzeylerinin, bileşimlerinin ve değişimlerinin plânlanması, malî risklerin kontrol altına alınması gibi esas bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle gerçekleştirilen banka yönetimi.

aktüer :
sigorta şirketlerine prim belirlemede ve ödeme güçlerine paralel olarak verebilecekleri tazminatların saptanmasında yardımcı olan hayat sigortası istatistikleri uzmanıdır.

alacak devir hızı (accounts receivables turnover rate) :
şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir. genelde devir hızının yüksek olması ve artması iyi bir gösterge olarak yorumlanabilir. formülü:
adh= (net satışlar) / (kısa vadeli ticari alacaklar)

alıcı piyasası (buyer's market) :
talebin arzdan az olduğu ve ücretleri tüketicinin belirleyebildiği piyasadır.

alış kuru (buying rate) :
piyasa belirleyicilerinin dövizi aldığı fiyattır.

alivre :
alivre, sonradan teslim anlamına gelen fransızca bir kelimedir. ticarette alivre; mahsul henüz tarladayken ve yetiştiği vakit teslim edilmek üzere, önceden pay verilerek yapılan satış olup mukaveleye göre satıcının, satılan bir malı belli bir vade içerisinde teslim etmeyi yüklenmesidir. alıcı, örneğine bakarak o anda bulunmayan malı teslim tarihinde daha fazla fiyata satarak kar etmek düşüncesiyle alır, satıcı da teslim tarihinde tedarik edeceği malı daha ucuza mal edeceği düşüncesinden hareket eder. her iki tarafın da hedefi yapılan satış anlaşmasından kar sağlamaktır.

alonj (alonge) :
çek ve senetlerin arka yüzünde, işlem yapmak için yer kalmaması durumunda, işlem yapmak veya cirolamak amacıyla eklenen kağıt parçasıdır.

altın ankesi (gold encaisse) :
ihtiyat amacıyla, merkez bankalarının kasalarında bulundurdukları altın stoğuna verilen addır.

altın piyasası (gold market) :
altının, alıcılarının ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, menkul kıymetler borsası tarzında olan borsadır.

altın ve kıymetli madenler fonu (golden and precious metals funds) :
portföyünün en az %51?ini altın ve diğer kıymetli madenlerin oluşturduğu fonlardır.

ambargo (embargo) :
belirli bir mal veya hizmetin ihraç edilmesine veya ithalatına, devlet veya yetkili makamlar tarafından yasaklama getirilmesidir.

amortisman (depreciation amortisation) :
bir firmada, bir yıldan daha fazla müddet kullanılacağı düşünülen ve değer düşüklüğü yaşanabilecek olan gayrimenkul, makine, teçhizat, gibi değerlerin, bir yıl içerisinde uğradıkları değer kayıplarının, üretilen malların maliyetlerine yansıtılması veya gider yazılması işlemidir. çeşitli uygulama istisnaları mevcuttur.

amortisman karşılıkları (capital consumption allowances) :
malların vakit içerisinde aşınma, eskime, yıpranma gibi nedenlerle elden çıkmasına karşılık olarak bilançoda ayrılan paylardır.

ankes (encaisse) :
taahhütleri yerine getirmek amacıyla, her an hazır bulundurulması gereken nakit paradır. bundan başka emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplamını ifade eder. bankacılıkta ise şubelerin kasasında bulundurduğu nakit para.

anonim şirket (incorporated company) :
en az 5 gerçek ya da tüzel kişi tarafından şirket sözleşmesinde yazılı hususlarda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve temel sermayesi belli paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir. anonim şirketlerde ortakların sorumluluklar taahhüt etmiş bulundukları sermaye tutarları ile sınırlıdır.

anüite :
anüite sözcüğü latince annus=yıl sözcüğünden gelmektedir. terim olarak, belirli bir dönem boyunca, eşit dönem aralıklarında eşit tutarlarda ve dönem sonlarında yapılan yatırım veya ödemelerin (nakit akımları) gelecekteki değeri ya da bugünkü değerini hesaplama yöntemi.

antidamping vergisi :
dış ticarette damping yaparak haksız rekabet uygulayan ülkelere karşı başvurulan bir yöntem. damping uygulamasından gümrük tarifeleri etkinliğini kaybeder ve yerli üretim korumadan yoksun kalır. bu taktirde yerli üretimi korumak için dampingle gerçekleştirilen fiyat indirimine eşit bir gümrük vergisi konur.

antitröst yasaları :
piyasadaki haksız ya da tekelci sayılan uygulamaları kısıtlayan yasalar. firmalar arası rekabet şartlarını çeşitli yasalar aracılığıyla korumaya yönelik en uzun ömürlü politika, abd«de uygulanmaktadır. bu tür yasaların ilki ve en ünlüsü ticareti kısıtlayan her birleşme ya da sözleşmeyi yasadışı sayan 1890 tarihli sherman antitröst yasası«dır. buna göre eyaletlerarası ticaret kurallara bağlanmış, hem iç hem de dış ticareti kısıtlayıcı her tür uygulama kanun dışı ilan edilmiştir.

antrepo (warehouse) :
gümrük vergisine tabi olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu depolardır.

apel :
türk ticaret kanunu'nun 285. maddesi gereğince bir anonim şirketin kurulabilmesi için dörtte bir sermayesinin peşinen yatırılmış olması gerekir. sermayenin geriye kalan kısmının, belli miktarlarda ve zamanlarda ortaklardan istenilen taksitlerine apel denir.sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen (apellerini ödemeyen) ortak iştirak taahhüdünden ve yaptığı peşin ödemelerden doğan haklarını kaybedebilir ve yerine başka ortak alınabilir.

aracı kurum (brokerage house) :
sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere, sermaye piyasası kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş şirketlerdir.

aramal (intermediate goods) :
üretim sürecinde, hammadde ya da son ürün olan maldır.

arbitraj (arbitrage) :
döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere yapılan kısa vadeli ve bir piyasadan alım yapıp, diğerinde satmak hedefli işlemdir.

aritmetik ortalama (arithmetic mean,average) :
ortalaması alınacak sayıların toplamının, toplam terim adedine bölünmesi ile bulunmakta olan değerdir.


asit-test oranı (acid-test ratio) :
cari likit aktiflerinin (nakitler, menkuller, vb.) kısa vadeli borçlara oranıdır. nakte en hızlı dönüşen kalemleri kapsar. förmülü:
(hazır değerler + menkul değerler cüzdanı + ticari alacaklar + diğer alacaklar) / (kısa vadeli borçlar)

a tipi yatırım fonu (a type mutual fund/investment trust) :
portföy değerinin en az %25?ini hisse senetlerinde tutma zorunluluğu olan yatırım fonlarıdır.

aval :
kambiyo senetlerinden doğan bir borca, üçüncü bir kişinin kefil olması. bu kişiye ise, 'aval veren' denir.

avista :
poliçelere "görüldüğünde" ödenmek üzere anlamında konan terimdir.

ayı piyasası (bear market) :
gelecek ile ilgili karamsarlığın ve fiyatlarda düşme olacağı beklentisinin hâkim olduğu piyasalardır. bu beklentinin hakim olduğu piyasalarda, yatırımcılar, ileride daha düşükten alınabileceğini düşünerek satım yaparlar.



etiketler etiketler [5]

bilgi ara / www.bilgiara.com