bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

finans terimleri sözlüğü - b hakkında bilgi finans terimleri sözlüğü - b




baç :
osmanlı devleti döneminde devletin şehirlerdeki ticari kazançlardan aldığı vergidir. bu vergi, "rüsum-u şeriye" (şeriatlık vergiler) adı altında toplanan vergilerden biridir. devlet bu vergileri şeriatlık görevleri için toplamaktaydı. baç, önceleri sadaka ve zekat, yani bir çeşit yardım iken sonraları kişilerce, ticari kazançları için devlete ödenen bir çeşit resim durumuna gelmiştir.

bağlı krediler (tred credıts) :
uluslararası kredilendirme işlemlerinde bazı kredilerin nerelerde kullanılacağını krediyi veren ülke belirler. bu stil kredilere bağlı krediler adı verilir.

bağlı talep (joınt demand) :
birbirlerinden tamamen değişik olmalarına karşın, belirli bir gereksinimin giderilmesi için her ikisinin de birlikte kullanımının zorunlu olduğu mallara olan taleptir. örneğin, otomobil ile gitme gereksiniminin karşılanmasında benzin-otomobil; mürekkeple yazma ihtiyacında dolmakalem-mürekkep gibi.

bağlı ürünler (joınt products) :
aynı üretim sürecinin işleyiş biçiminin özelliğinden dolayı, sürecin sonunda ayrı ayrı elde edilen ürünlerdir. örneğin, et üretimi müddetinde et üretilirken ham da olsa deri de elde edilmektedir. burada et ve deri bağlı ürünler olmaktadırlar.

bakiye :
alacak ve borç arasındaki fark, kalan.

banka (bank) :
sermaye, para, kredi, yatırım, hizmet sunma gibi alanlarda her türlü işlemi yapan kuruluştur. günümüzde fonksiyonları çok çeşitli olan bankalar emisyon bankaları, ticaret bankaları, sanayi bankaları, ipotek bankaları, tarım bankaları gibi çeşitlidirler. türkiye'deki başlıca banka çeşitleri ise; özel yasayla kurulan bankalar, ulusal bankalar ve yabancı bankalardır.

banka bonoları (bank bills) :
kalkınma ve yatırım bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.

banka garantili bonolar (bank guaranteed bills) :
kalkınma ve yatırım bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.

banka hesabı (bank account) :
bankada açtırılan hesapları izlemek ve gerektiğinde denetim, karşılaştırma yapmak için tutulan hesaba verilen addır. gelişi hoş bir kurum veya kuruluşun çeşitli bankalarla olan ilişkilerini sürdürmek için kullandıkları hesaplarda genellikle banka hesabı olarak isimlendirilmektedir.

banka ihtiyatları (bank reserves) :
gelecekte olabilecek zararları temin etmek amacıyla her yıl bankanın kârından ayrılan bir tür güvenlik fonudur. yasa gereği anonim şirket olarak kurulan bankalar, her yıl safi kârının %5'ini ihtiyat olarak ayırmak mecburiyetindedir. bu işlem, fon bankanın ödenmiş sermayesinin %20'sine ulaşıncaya kadar devam eder. bundan başka, safi kârın %5'ide muhtemel zararlara karşı ayrılır. bu işlem ise, ayrılan kısım ödenmiş sermayenin %100'üne ulaşana kadar devam eder. ihtiyatların bütününün devlet tahvillerine yatırılması zorunludur. banka bu tahviller üstünde istediği tasarrufu yapmakta serbesttir.

banka işlemleri (bank transactıons) :
bankaların sermaye sağlama, sermaye yatırımı ve hizmet sunma gibi işlemlerinin tamamına verilen addır. tahvil çıkarma, mevduat kabulü, reeskont işlemleri, iskonto, kredi sağlama, senet tahsili, müşteri adına dış ticari işlemler yapma, nakil, emanet alma banka işlemlerinin başlıcalarıdır.

banka kredisi (bank credıt) :
belirli bir müddet sonunda bankaya geri ödenmek tartıyla belirli bir faiz karşılığında bankadan ödünç alınan tutardır. genellikle ticari, tarımsal, sanayi faaliyetlerinde bulunmakta olan kişi veya kurumlara verilen krediler, özel amaçlar çerçevesinde bu faaliyetlerde bulunmayanlara da verilmektedir.

banka parası (bank money) :
çek ile kullanılabilen vadesiz mevduatta bir para tipidir ve banka parası veya kaydî para olarak adlandırılır. burada ödeme aracı olarak görev yapan çek değil, "mevduat"tır. ödemelerde para değil, bankadaki mevduatı temsilen çek kullanılır.

banker :
banker sözlükte, banka sahibi, büyük sarraf, mecazi anlamda çok zengin demektir. bugünkü anlayışa göre "banker" i, para, kredi, esham ve tahvilat işleriyle ve buna benzer diğer işlemler ile uğraşan bir kişi olarak tanımlayablliriz. yabancı ülkelerde, bankacılara "banker" de denmektedir. türkçede ise, bankacı ve banker kavramları arasında kesin bir limit vardır. bankacı, bu iş kolunu meslek edinenlerdir. banker ise, bankacı halinde olmaksızın, para altın ve diğer menkul değerler ticaretiyle uğraşanlardır.

bankalararası mevzuat (ınterbank deposıts) :
bankaların kendi aralarında gerçekleştirdikleri mevduata verilen addır. diğer mevduattan ayırmak için bankalar mevduatı ayrı bir hesapta izlenir. bankalar mevduatında t.c.merkez bankası, dahildeki bankalar, hariçteki bankalar, bankaların alacak haline geçen borçlu cari hesapları, bankaların dövize çevirilebilir tl hesapları bulunur. bir bankanın kendi kendi şubeleri arasındaki mevduatı, bankalar mevduatına dahil edilemez.

banknot (bank-note) :
günümüzde para otoritesi olan merkez bankası tarafından çıkarılan kağıttan yapılmış ödeme aracıdır.

basit faiz (sımple ınterest) :
belirli bir dönem için, belirli bir sermaye üstünden hesaplanan faizdir. yıllık, aylık ve günlük olarak hesaplanabilir. basit faiz hesaplamasında aşağıdaki formül kullanılır.
faiz hesabında gün kullanılırsa: faiz hesabında ay kullanılırsa:
f= a*t*n* / 100*360 f= a*t*n* / 100*12
a: sermaye t: faiz oranı n:süre f: faiz miktarı

basit ortalama (simple average) :
bu terim borsada, belirli bir dönem aralığında hisse veya endeksin kapanış fiyatlarının toplanarak bu dönem aralığındaki gün sayısına bölünmesi neticesi oluşturulan ortalamayı ifade eder.

baş ve omuz formasyonları:
hisse senetlerinin teknik analizinde kullanılan formasyonlardandır. bu stil formasyonlar, fiyatların insan omuzu gibi düz bir seyir izlerken birden yükselip (başı oluşturup) tekrar omuz seviyesine dönmesi ile oluşur.

başlangıç sermayesi (initial capital) :
kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.

baz dönem (base perıod) :
endeks veya büyüme oranının dayandırıldığı vakit dönemidir. örneğin, toptan eşya fiyatalrı 1986 yılı için "150(1985=100)" biçiminde ifade edilmişse, 1985'te 100 olan toptan eşya ücretleri, 1986'da 150'ye çıkmış demektir. buradaki baz dönem 1985'tir.

baz fiyat (base prıce) :
bir hisse senedinin bir seans süresince işlem görebileceği en alt ve en üst fiyat limitlerinin yani taban ve tavan fiyatlarının belirlenmesinde kullanılır. bir hissenin bir önceki seansta meydana gelen ağırlıklı ortalama ücretinin en yakın fiyat adımına yuvarlanması ile hesaplanır.

baz yıl (base year) :
endekslerde başlangıç alınan yıldır. baz alınan yıla genellikle 100 değeri verilir. bundan sonra gelen yıllarda bu 100 değerine göre yüzde olarak kolaylıkla hesaplanır.

bedelli sermaye arttırımı (capıtal ıncrease through rıghts ıssues) :
anonim ortaklıklar sermaye artırımlarını ya iç ya da dış kaynak kullanarak yapabilir. bu stil ortaklıkların artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini ortaklarına belirli bir nakit karşılığı dağıttıkları sermaye artırımlarına verilen isimdir.

bedelsiz sermaye artırımı (capıtal ıncrease through bonus ıssues) :
anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı ifade eder. bu stil ortaklıkların artırdıkları sermaye karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır.

beta katsayısı:
hisse senedinin hareketliliğini belirten bir katsayıdır. bir hissenin betası, hisse senedi fiyatındaki yüzdesel değişimin, piyasa endeksindeki yüzdesel değişime bölünmesiyle hesaplanır. çıkan sayınının 1?den büyük ise hissenin hareketliliğinin yüksek olduğu söylenebilir. bundan başka bu katsayı hissenin borsadaki genel bir düşüş ya da yükseliş trendinde nasıl tepki vereceğini ortaya koyabilir.

beş yıllık plan (fıve year plan) :
ülkede orta vadede uygulanacak ekonomi politikalarının genel gelişme yönünü, amaçlarını, kaynaklarını ve koşullarını öngören karardır.

beyanname:
yazı ile bildirmek anlamına gelir. çok türleri vardır :
1 - hukuki veya fiili bir durumun varlığını duyuran veya yetkili makamtara bildirilen belge. sayıştayın millet meclisine verdiği genel mutabakat beyannemesi, harcırah beyannamesi gibi.
2 - vergi borçlarının miktarını hesaplamak için ya yükümlü tarafından ya da yükümlü adına ödemeyi yapan kuruluşlar tarafından kanuni müddeti içerisinde vergi dairelerine verilen yazılı kağıtlar da beyannamedir. vergi beyannameleri gibi.
3 - maliye, tapu ve diğer hükümet dairelerine verilmesi kanunlarda yazılı olup da bunlardan gelir, sigorta, gümrük beyannameleri gibi imza tasdikini gerektirmeyen beyannamelerden başka noterlerce imza ve mühür tasdikine ilişkin beyannameler veya ticaret sicili beyannameleri de vardır.

bın (base ıdentification number) :
kredi kartı ihraç etmeye yetkili banka ve kuruluşlara tahsis edilen üye numarası.

bilanço (balance sheet) :
bir kuruluşun belirli bir tarihteki ekonomik değerlerinin kaynaklarını ve bu değerlerin hangi alanlara yatırıldıklarını gösterne tablodur. etkin ve pasiften oluşur. bilançonun aktifinde kuruluşun mevcut değerleri, alacakları ve varsa zarar miktarı bulunur. pasif tarafında ise, tablonun toplamından kuruluşun borçları düşüldükten sonra kalan meblağ yâni özsermaye bulunur. böylece, bilançonun etkin ve pasif tarafları daima birbirlerine eşit olmuş olur.

bileşik faiz (compound ınterest) :
faize yatırılan sermayeden dönem sonunda elde edilen faiz tutarının, sermayenin üstüne eklenip bir sonraki faiz hesabının bu yeni tutar üstünden hesaplanmasıdır. bileşik faiz c=a (1+t)n formülü ile hesaplanır. formülde yer alan c:sermayenin dönem sonunda ulaşacağı miktarı; a: sermayeyi; t: faiz oranını; n: süreyi göstermektedir.

bileşik olasılık (compound probabılıty) :
x ve y gibi iki olayın birlikte ortaya çıkma olasılıklarıdır. bu olasılık şu biçimde hesaplanır: p(x y) = p(x) . p(y/x) = p(y), f(x1y)

birincil piyasalar (prımary market) :
menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin direkt doğruya karşılaştıkları piyasalardır. diğer bir söylemle, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlar tarafından tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.

blokaj :
bir varlığın kullanımına yetkililer tarafından getirilen kısıtlamadır. böyle bir taktirde varlığın gerçek sahibi kendisine ilişkin olan varlığı istediği gibi kullanamaz.

bloke çek :
karşılığı olduğu, banka tarafından tasdik edilmiş çek.

blok satış (block sale) :
bir firmanın sermayesinin %10?undan daha fazla hisse satışını ifade eder.

blue chıps (blue chip stocks) :
borsalarda büyük firmalara ilişkin ve yıllar itibariyle istikrarlı bir seyir izleyen hisselere verilen isimdir. bunlar genelde ünlü şirketlerin hisselerinden oluşur. yatırımcının bu hisselere güven tam olması nedeniyle ücretleri nispeten yüksektir.

boğa piyasası (bull market) :
talebin arzdan daha çok olduğu ve borsada fiyatların tırmanışa geçtiği dönemi ifade eder.

bono veya emre yazılı senet (bond) :
bir bedelin ödeneceğini ifade eden, düzenleyenin imzasını, düzenleme tarihini, alacaklını ismini, bono veya emre muharrer senet sözcükleri içeren taahhüt senedidir. bono da belirtilen "düzenleme yeri" ve "ödeme yeri" ifadelerinden birinin bulunmaması bononun meziyetini değiştirmez, fakat bu ifadelerden her ikisininde bono da bulunmaması durumunda, diğer öğeler yer alsa bile senet adî senet kabul edilir.

borcun konversiyonu (conversıon of publıc debt) :
faiz oranı yüksek olan bir kamu borcunu, faiz oranı düşük diğer tahvillerle değiştirme sürecidir.

borç (debt) :
bir kişi veya kuruluşun, bir diğerine karşı, genellikle daha önce alınmış belirli bir paranın, ana para, faiz ve öteki ödentilerle beraber geri verilmesi biçiminde yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüktür. tarafların anlaşma biçimine göre, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi veya karşılığında bir hizmetin görülmesi biçiminde olabilir.

borç devir hızı :
borçların satışların maliyetine oranlanması; şirketin borçlarını ne hızda ödediğini gösterir. bu oranın düşük olması şirket için o kadar iyidir.

borçlanma oranı :
işletmenin borçlanarak sağladığı yabancı kaynaklar ile, ortakların sağladığı ve faaliyet neticesi yaratılan özsermaye arasındaki ilişkiyi göstermektedir.
borçlar toplamı / özsermaye formülü ile hesaplanır.

borç / özermaye oranı :
şirket, işletme sermayesi ve yatırımlarının finansman gereksinimini dış kaynaklardan mı (borç) yoksa iç kaynaklardan mı (özsermaye) karşıladığını gösterir. ülkemizde dış kaynak finansmanı genelde içsel kaynaklardan daha yüksek maliyetli olduğu düşünülürse bu oranın düşük olması tercih edilir.

borç yönetimi (debt management) :
kamu borcu bakımından, borcun sağlanmasından geri ödemenin yapılmasına kadar geçen süredeki ödeme ve buna ait falliyetlerin tamamına verilen addır. borç yönetimi, ekonominin genel özellikleri ve yapısına ideal şekilde, alınacak borcun miktarının, ödeme koşullarının, ekonomiye getireceği yükün, borç servis yükünün ağırlaşması halinde alınabilecek tedbirlerin hesaplanmasını kapsar.

borç yükü (debt burden) :
kamusal meziyet taşıyan hizmetlerin finansmanında borçlanma yoluna başvurulması nedeniyle katlanılan yüktür.

borsa (bourse) :
belirli ticaret merkezlerinde, belirli tarihlerde alıcı ve satıcıların biraraya gelerek menkul değerlerin ücretlerini saptadıkları yerlerdir. borsalarda sözkonusu malların hazır bulundurulmaları lazım değildir. borsaların başlıca çeşitleri şunlardır: a) menkul değerler ve kambiyo borsaları: hisse senedi, tahvil, çek, poliçe, altın ve yasaların izin verdiği ölçüde yabancı paraların satıldığı borsalardır. b) ticaret ve emtia borsaları: tahıl ve benzeri ürünlerin örnek üstünden alınıp satıldığı borsalardır. c) hizmet borsaları: nakliye ve sigorta gibi hizmetlerin fiyatlarının saptandığı borsalardır.

borsa dışı piyasalar (over the counter market(otc) ) :
borsa resmi listesine alınmış olan menkul kıymetlerin yanı sıra, borsada işlem görmeyen menkul kıymetlerin de alım satımının yapıldığı, borsaya göre daha az detaylı kurallara ve daha az kısıtlamalara tabi piyasadır. fiziksel bir mekan bulunmaz.

borsa emirleri (order) :
müşteri emirleri, üye temsilcileri tarafından seans içerisinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.

borsa ücreti (stock exchange price) :
borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre meydana gelen fiyatıdır.

borsa kotu :
borsada işlem görmesine izin verilen menkul kıymetlerin listesidir.

bölgesel pazar (regional markets) :
ülkenin çeşitli bölgelerinde faaliyet belirten ufak ve orta ölçekli hisse senetlerinin güvenli bir ortamda işlem görmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. tıpkı zamanda ulusal pazar için geçerli kotasyon koşullarını sağlayamayan şirketler de burada işlem görür.

brüt kar marjı (gross profit margin) :
işletmenin satışlarının brüt karlılığını göstermektedir.

broker (broker) :
borsalarda başkası adına alım satım hakkında koşulları görüşen, malın mülkiyeti ile alakası olmayan ve yaptığı hizmetten belirli bir komisyon alan aracıdır.

b tipi yatırım fonu (type b mutual funds) :
portföylerinin hisse senedi içermesi zorunlu olmayan fonlardır.

bugünkü değer :
gelecekteki gelişi hoş bir nakit akımının bugünkü değeri. faiz hesaplamalarına temel alınan tutar olan anapara anlamına da gelir.

buldog :
ingiltere'de ihraç edilen yabancı tahvillerdir.

bütçe (budget) :
gelecekte belirli bir dönemde gerçekletmesi öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetveldir. bütçe, kuruluşların finansal planlama ve denetimlerinde son derece önemli bir unsurdur. kamusal anlamda bütçe, kamu kesiminin gelecek dönem içerisinde elde edeceği gelirlerle, yapacağı giderleri bir arada belirten bir belgedir.

bütçe açığı (budget defıcıt) :

bütçe giderlerinin bütçe gelirlerinden daha fazla olmasıyla ortaya çıkan farktır.

bütçe çoğaltan (budget multıplıer) :
kamu gelirleri ile kamu giderlerinin gerçek gelir seviyesi üstünde yarattıkları etkiye verilen addır. bütçe çoğaltanı, kamu giderlerinin borçlanma ve emisyon yoluyla karşılanmasına göre değişik tesirler yapar.

bütçe denetimi (budget control) :
yasama organının yürütme organından aldığı yetkiye dayanarak yaptığı gelir toplama ve harcama faaliyetlerinin alınan yetki çerçevesinde yapılıp yapılmadığının denetimidir. bu denetim sırasında en öenm verilen husus harcamaların ne biçimde yapıldığıdır. hususa yasal ve ekonomik denetim bakımından yaklaşılır. yasalara uygunluğu, aktivite sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilir. bütçenin denetimi ise, sayıştay tarafından yapılır.

bütçe denkliği (blanced budget) :
bütçenin gelir ve gider kalemlerinin birbirlerine denk olmaları halidir. geleneksel görüşler, ülkenin ekonomik yapısına bakılmaksızın bütçenin denk olması gerektiğini savunurlarken; modern görüşler ise ekonomide esas dengelerin sağlanamaması halinde bütçenin denkliğinin sağlanmasının bir anlam taşımadığını savunmaktadırlar.

bütçe ilkeleri (budgetıng prıncıples) :
kamu bütçelerinin itlevlerini yerine getirebilmek için uyulması lazım iki ilke vardır: a)genellik ilkesi: bütün kamusal gelir ve giderlerin her türlü detayı ile bütçede yer almasıdır. şayet bazı kamusal gelirler bazı kamusal hizmetlerin karşılığı sayılabiliyorsa, bu durum bütçenin genel ilkesine uyulduğunu gösterir. b)birlik ilkesi: kamu kesiminde mevcut bütün üreticilerin gelir ve giderlerinin bir tek bütçe içerisinde gösterilmesidir. şayet bu ilkeye uyulmuş ise, bütün kamu kesimi tek bir üretici birim olarak kabul edilir.

bütçe tasarısı (budget proposal) :
bakanlıkların kendi gelir ve gider bütçelerinin hazırladıktan sonra bunların birleştirilmesi ile oluşturulan ve devletin yıllık genel bütçesinin çekirdeğinin oluşturan tasarı mahiyetindedir. türkiye'de her bakanlık kendi bütçesinin hazırladıktan sonra bunları maliye ve gümrük bakanlığı'na göndermektedir. bu bakanlık'ta diğer bakanlıklardan gelen bütçeleri kendi bütçesi ile birleştirerek devletin yıllık genel bütçe tasarısını hazırlayarak bakanlar kurulu'na sunmaktadır. bütçe tasarıları mali yıl başından en az üç ay önce tbmm'ye sunulmaktadır.

büyüme (growth) :
iktisadi bir sistemin, ekonomik ve toplumsal yapısında meziyet ve nicelik bakımından yoğun bir süreç içinde gerçekleşen değişim ve gelişmelerin tamamıdır.

büyüme oranı (growth rate) :
bir ekonomide sayısal olarak ifadesi olası olan bir büyüklüğün yüzde olarak artışıdır. bu büyüklük milli gelir, üretim hacmi, vb. gibi çeşitli olabilir.



etiketler etiketler [5]

bilgi ara / www.bilgiara.com