bilgi ara

finans terimleri sözlüğü - i hakkında bilgi finans terimleri sözlüğü - i




ibra :
alacaklının alacağından vazgeçmesi yolu ile borçlunun borç yükümlülüğünün ortadan kalkması.

içeriden öğrenenler ticareti (ınsıder tradıng) :
sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla kullanarak sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak biçimde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.

iç ticaret hadleri (ınternal terms of trade) :
sektör fiyat endekslerinin karşılaştırma yapmak için kullanılmasıdır.

iflas (bankruptcy) :
şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeniyle faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.

ihracat (export) :
ülkede bir kişi veya bir firma tarafından üretilen bir malın yabancı ülkelere satılmasıdır. bir ülkenin ekonomik gücü ithalata karşı ithalatın büyüklüğüne göre belirlenir. ihracat, kapitalist düzende en bir gelir kaynağıdır.

ihracat çarpanı (export multıplıer) :
ihracatın milli gelirde sağladığı artışın, ihracat gelirindeki artışa olan oranıdır. bu çarpanın büyüklüğü, ülkede gerçekleşen ithalata ve ihracattan gelir elde edenlerin yaptıkları tasarruflara göre değişir.

ihracat dövizini kullanma hakkı (foreıgn exchange retaın scheme) :
ihracat dövizini kullanma hakkı, ihracat yoluyla kazanılan dövizin bir bölümünün ülkeye getirilmemesi ile elde edilen teşviktir.

ihracat kotaları (export quotas) :
dünya bazında bir mala olan talebin, arzdan daha az olmasından dolayı fiyatın belirli bir seviyenin altına düşmemesi için malı üreten ülkelerin yaptıkları anlaşma çerçevesinde belirledikleri, ihracatı kısıtlayıcı önlemlerdir.

ihracat primi (export bounty, export subsıdy) :
ihracat primi, ihracatı teşvik yollarından biridir. devletin, ihraç edilecek malın ucuzlatılması için yaptığı parasal yardım olarak ifade edilmektedir.

ihracat diyeti (export regıme) :
ihracat diyeti, ihracatla ilgili koşulları kapsayan yasal düzenlemelerdir.

ihracat sigortası (export ınsurance) :
ihracat sigortası, ihracatçı şirketi yurt dışında mevcut risklerden korumak için yapılan bir sigorta tipidir.

ihracat teşviki (export promotıon) :
devletin ihracatı arttırmak için ihracat yapanlara sağladığı basitliklerin tamamı "ihracat teşviki" olarak adlandırılır. ihracat vergi iadesini, ihracat primini ihracat tetviklerine örnek verebiliriz.

ihracat vergileri (export taxes) :
ihracat vergileri, devletin kendisine gelir sağlamak için ihraç mallar üstünden aldığı vergilerdir. 19. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanan bu uygulama, günümüzde kullanılmamaktadır.

ihracata yönelik büyüme (export orıented growth; export led growth) :
bazı ihracat sektörlerinde uzmanlaşmak suretiyle ihracatta büyümek için, genellikle az gelişmiş ülkeler tarafından kullanılan bir stratejidir. bu strateji izlenirken çeşitli yollardan ihracata teşvik sözkonusudur. vergi avantajları, döviz kuru teşvikleri , ithalat basitlikleri gibi teşvikleri bu teşviklere örnek verebiliriz.

ihracatta vergi iadesi (export restıtutıon) :
ihracatta vergi iadesi, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. vergi iadesiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin maliyetine dahil vergilerin kısmen veya tamamen ihracatçıya ödenmesi yoluyla, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.

ihracatta vergi muafiyeti (tax exemptıon for exports) :
ihracatta vergi muafiyeti, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. vergi muafiyetiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin gümrük, ihracat kredilerinden vergi, resim, harç almama gibi teşviklerle, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.

ihraç (ıssue) :
tahvil, hisse senedi gibi sermaye piyasası araçlarının ihraçcılar tarafından çıkarılıp, halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin satışıdır.

ihraçcı (ıssuer) :
sermaye piyasası araçlarını ihraç eden anonim ortaklıklar, mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınanlar dahil kamu iktisadi teşebbüsleri, mahalli idareler ile bunlarla ilgili özel mevzuatları uyarınca faaliyet belirten kuruluş idare ve işletmelerdir.

ihraç değeri (rate of ıssue, prıce of ıssue) :
ihraç değeri, bir tahvil veya bir pay senedinin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. bu değer, tahvil veya pay senedinin itibari değerinden daha yüksektir.

ihraç edilmiş sermaye (ıssued capıtal, subscrıbed capıtal) :
ihraç edilmiş sermaye, kayıtlı sermayeyi meydana getiren hisselerin fiilen satılmış kısmından oluşmaktadır.

ikame esnekliği (elastıcıty of substıtutıon) :
ikame esnekliği, üreticiler yönünden üretim etkenleri, tüketiciler yönünden se malların birbiri ile ikam edebilme kolaylığı veya güçlüğüdür. şayet mallar yönünden bu esneklik artıyorsa, bu bize iki malın birbirinin yerine kullanılabilme imkanının arttığını gösterir. üretim etkenlerinde ise bu esnekliğin artması bize bu etkenlerin teknojik bakımdan birbirinin yerine kullanılabileceğini gösterir.

ikame tesiri (substıtutıon effect) :
belirli bir malın fiyatında oluşan düşme neticesi, ücreti düşen malın diğer mallar karşısındaki nisbi ucuzluğu karşısında, talepte olan değişimdir. tüketiciye göre ucuzlayan bir malın, bireyin tercih arzularında nisbi olarak pahalılaşmış olan diğer mallardan daha fazla talep edilmesi normaldir.

ikame mallar (substıtutes, substıtutes goods) :
ihtiyaç durumunda birbirinin yerine geçebilen tıpkı tür mallardır. bunlardan birinin ücreti düştüğünde diğerine olan talep azalır; birinin ücreti yükseldiğinde, ötekine olan talep çoğalır.

iki yanlı tekel (bılateral monopoly) :
bir malın tek bir alıcısı ve tek bir satıcısının bulunduğu piyasalara verilen addır. bu stil piyasalara çoğunlukla hammadde piyasalarında rastlanır.

iki yanlı ticaret anlaşmaları (bılateral trade agreement) :
uluslararası ticarette iki ülkenin birbirlerine özel ayrıcalıklar tanımalarıdır. bu tür anlaşmalarda döviz kullanılmaz. mal karşılığında mal verilir. iki yanlı ticaret anlaşmaları serbest mal ve hizmet akışını sınırlayarak dünya ticaretinin daralmasına neden olduğundan, bu anlaşmalar günümüzde büyük ölçüde terkedilmiştir.

ikincil piyasalar (secondary market) :
daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.

iktisadi birlik :
birden fazla ülkenin biraraya gelerek dış ticaret politikaları, yurtiçi ticaret politikaları gibi hususlarda ortak bir karar alarak, bu karar çerçevesinde hareket etmeleridir.

iktisadi bütünleşme (economıc ıntegratıon) :
bir grup ülkenin kendi aralarında anlaşarak kurdukları iktisadi birliklerdir. serbest ticaret bölgesi, gümrük birliği, ortak pazar ve iktisadi birlik iktisadi bütünleşme kapsamına girerler.

iktisadi göstergeler (economıc ındıcators) :
iktisadi göstergeler, ekonomik hayatın durumunu, oluşan farklılıkları belirten istatistik serileridir. bunlara örnek olarak şunlar verilebilir: fiyatlar genel düzeyi, ticaret hadleri, ithalat fazlası, işsizlik düzeyi, vb.

iktisadi güç (economıc power) :
iktisadi güç, kaynakların tahsisini etkileyeme veya bu tahsisi belirleme gücüne verilen addır.

iktisadi istatistikler (economıc statıstıcs) :
fiyat, üretim, tüketim, gelir, nüfus, vb. gibi çeşitli makroekonomik değişkenlere ilişkin veri ve endekslerin tamamı iktisadi istatistiklerdir.

iktisadi mal (economıc goods) :
ihtiyaç giderme özelliği taşıyan fakat bir gayret veya fedakarlık sonunda elde edilebilen mal ya da hizmettir. bu mal ve hizmetlerin elde edilmesi ancak başka şeylerden vazgeçilmesi ile gerçekleşebilir. vazgeçilen şey ise genellikle paradır.

iktisadi planlama (economıc plannıng) :
iktisadi planlama, belirli bir ekonomik amaca ulaşmak ve onu maksimize etmek için ekonomideki kıt kaynakların en iyi şekilde dağılımını sağlayarak, onlardan azami olarak yararlanmayı amaçlamaktadır. iktisadi planlama, bir kişi, bir firma, yerel yönetim veya ulusal ekonomi içerisinde geçerlidir.

iktisadi rant (economıc rent) :
iktisadi rant, üretim etkenlerinden birini bulunulan sektörde aktif tutmak için ödenmesi gereken orandan daha fazla ödeme yapılmasıdır. fakat iktisadi ranta husus olan üretim faktörünün alternatifinin bulunması koşul değildir.

iktisat politikası (economıc polıcy) :
iktisat politikası, hükümetlerin toplum refahını arttırmak amacıyla belirledikleri bütün hedefler ve bu hedeflere ulaşmak amacıyla kullanılan araçların ve rastlanan sorunları çözmek için alınan tedbir ve çözüm yollarıdır.

ilk giren ilk çıkar (fıfo = fırst-ın fırst-out) :
üretimde ilk defa kullanılan hammadde ve malzemenin stoklara en eski tarih itibariyle girdiği varsayılarak yapılan stok değerlendirme yöntemidir. bu yöntemde, malzeme ve hammadde alış tarihindeki maliyetler üstünden değerlendirilir. şayet ilk giren hammadde ve malzemenin maliyeti düşük ise, şirketin kârı gerçek değerinden yüksek çıkar.

ilksel ürünler (prımary commodıtıes) :
bir malın üretiminde kulanılan işlenmemiş veya yarı işlenmiş gıda maddeleri, tarımsal hammaddeler ve madenler ilksel ürünler olarak isimlendirilmektedir. esas ürünler olarakta ifade edilirler.

imalat (ımport) :
imalat, yabancı bir ülkeden mal ve hizmet alınmasıdır.

imalat sanayi (manufacturıng ındustry) :
tarım ve maden çıkarma işleminden elde edilen maddelerin işlenmek yoluyla yararlı hale getirilmesidir. imalat sanayileri, hammaddeleri işleyerek mamul durumuna getiren sanayiler ve yarı tamamlanmış ürünleri üretim sürecinde hammadde olarak kullanan sanayiler diye iki ayrı grupta incelenebilir.

imkb (istanbul menkul kıymetler borsası) :
menkul kıymetlerin alım ve satım işlemlerinin yapıldığı menkul kıymetler piyasasıdır. hisse senetlerinin alım ve satım işlemleri hisse senedi birinci ve ikinci pazarında yapılır. tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu ve gelir ortaklığı senedi gibi menkul kıymetlerin alım ve satımı da tahvil ve bono pazarında gerçekleştirilir.

imkb takas ve saklama bankası a.ş :
sermaye piyasasında faaliyet belirten banka ve aracı kurumlara saklama ve takas hizmeti veren kuruluştur.

imprinter :
iş yerlerinin, kredi kartı uygulamasında kullandığı mekanik cihaz. iş yeri bu cihazı kullanarak, kredi kartının ön yüzündeki kart bilgilerini satış belgesi üstüne geçirir, satış tutarı ve işlem tarihi yazıldıktan sonra kart hamiline imzalatılır.

imtiyazlı hisse senedi (preferred stock) :
esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi hususlarda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.

ince ayar (fıne tunıng) :
para ve maliye politikalarının, kısa süreli dalgalanmaları önlemek için üretim, ödemeler dengesi veya enflasyon düzeyinde kullanılmasıdır.

indikatör :
son fiyatın ve hacmin önceki fiyatlar ve hacimler ile mukayesesini yaparak oluşturulan grafik ve göstergedir.

ipotek (mortgage) :
ipotek, gelişi hoş bir borca karşılık teminat olan taşınmaz mal yâni gayrimenkuldür. taşınabilir mallara ipotek konulamaz. bir taşınmazın rehni için tapu kaydının olması şarttır. bir taşınmazın ipoteği için rehin sözleşmesi ve tescil lazımdır. taşınmaz mallara birden fazla ipotek işlemi yapmak olasıdır.

ipotekli borç senedi (mortgage bonds) :
ipotekli borç senedi, gayrimenkul ipoteği ile temin edilmiş şahsi alacak karşılığında verilen senettir. bu tür senetler kıymetli evrak sayılırlar ve elden ele dolaşabilirler. ipotekli borç senedi, alacaklısına sadece gayrimenkulü hedef alan bir talep hakkı vermektedir.

iskonto (dıscount) :
iskonto, satıcının bir malı satarken alıcı lehine yaptığı indirimdir. bundan başka senede bağlı bir alacağın senette yazılı miktar üstünden vadesine göre hesaplanan giderler çıkartıldıktan sonra, kalan miktarın banka tarafından alacaklıya ödenmeside iskonto olarak ifade edilmektedir.

iskonto / iştira kredisi :
iskonto, ticari bir senedin kredi kullandırım tarihinden senet vadesine kadar olan süreye ilişkin faiz,komisyon, kkdf ve bsmv'si düşüldükten sonra bakiyesinin müşteriye ödenmesiyle ortaya çıkan bir nakit kredidir.
ödeme yeri işlemin yapıldığı yerin belediye hudutları dışında olan bono ve poliçenin iskontosu, iştira kredisini oluşturur.

iskonto oranı (rate of dıscount) :
iskonto oranı, vadesi gelmeden ödenmek istenen borç miktarından borçlu lehine yapılan indirimin belirlenmesinde kullanılan yüzde oranıdır. piyasa faiz haddine göre değişmektedir.

iskonto şirketi (dıscount house) :
iskonto piyasasının bir parçası olan iskonto şirketleri, bono ve tahvillerin iskontolanmasında uzmanlaşmış finansal kuruluşlardır.

istihdam (employment) :
istihdam, bir ülkede belirli bir gelir elde etmek için çalışan kişilerin hizmetlerinden yararlanmak suretiyle çalıştırılmalarıdır.

istihdam hacmi (employment volume) :
bir ülke ekonomisinde, bir sektör veya bir bölgede belirli bir tarih içinde istihdam edilen kişilerin toplam sayısıdır.

istihdam oranı (employment ratıo, employment rate) :
bir ülke ekonomisinde, belirli bir tarihte istihdam edilen işgücünün toplam işgücüne oranıdır.

istikrar (stabılıty) :
ekonomideki fiyat seviyesi, faiz miktarları, istihdam hacmi, vb. etkenlerin dengede kalması ve ekonomide iç ve dış faktörlerden kaynaklanan değişiklik beklenmemesidir.

istikrar politikası (stabılızatıon polıcy) :
ekonomideki toplam talep ve arz arasındaki dengesizlikleri gidermek amacıyla hazırlanmış politikalardır. genellikle ödemeler dengesi açığı ve fiyat artışı biçiminde ortaya çıkarlar.

işçi sendikası (trade unıon, labor unıon) :
işçilerin ücretlerinin yükseltilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi nedenlerden dolayı haklarını korumak için kurdukları örgüttür. işçi birliği deyimiyle özleştirilmiştir.

işgücü (labor force) :
işgücü, bir ülkede , belirli bir dönem içinde 15-65 yaş arasındaki çalışabilir nüfustan çalışmak istemeyenler düşüldükten sonra kalan nüfustur.

işgücü arzı (labor supply) :
işgücü arzı, çalışan kişilerin ortaya koydukalrı toplam iş saatini gösteren kavramdır.

işgücü talebi (labor demand) :
işgücü talebi, ekonomide belirli bir dönem içinde talep edilen toplam işgücü miktarıdır.

işlem hacmi (traded value) :
her hisse senedi için gerçekleşen işlemlerdeki hisse senedi sayısı ile işlem ücretinin çarpılmasıyla elde edilen değerlerin toplamıdır. bütün hisse senetlerinin işlem hacimleri toplamı, piyasanın toplam hacmini oluşturur.

işlem miktarı (tradıng valume) :
bir seans içerisinde ya da belli bir dönemde alınıp satılan menkul kıymet adedidir.

işlem saatleri :
gözaltı pazarı: 14:00-15:00 ulusal pazar, bölgesel pazar, yeni şirketler pazarı: 10:00-12:00 (1.seans) 14:00-16:00 (2.seans)

işletme (entreprıse; busıness) :
işletme, planlı olarak mal ve hizmet üretmek amacıyla kurulmuş ekonomik birimlere verilen addır.

işsizlik (unemployment) :
çalışma gücüne sahip kişilerin iş aramalarına karşın iş bulamamaları halidir. bu stil işsizlik "gayri iradi işsizlik" olarakta adlandırılır. işsizlik, yapısal işsizlik, mevsimsel işsizlik, konjonktürel işsizlik ve teknolojik işsizlik olarak çeşitlidir.

işsizlik oranı (unemployment rate) :
işsizlik oranı, işsizlerin işgücüne olan oranıdır. şu biçimde ifade edilmektedir: i / ç+i x 100(i) işsiz sayısını, (ç) ise istihdam edenleri göstermektedir.

iştirak (partıcıpatıon) :
bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, direkt veya dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisidir.

işveren sendikası (employer's unıon) :
işverenlerin, kendi aralarında yardımlaşma sağlamak ve ortak çıkarlarını savunabilmek amacıyla kurdukları sendikadır.

itfa (redemptıon) :
bir borcun ödenerek kapanmasıdır. hazine bonosu işlemlerinde de, bononun vadesinde yatırımcıya geri ödenmesi olarak kullanılıyor.

ithal ikamesi (ımport substıtutıon) :
ithal ikamesi, daha önce yurtdışından ithal edilen mal ve hizmetlerin yavaş yavaş ülke içinde üretilmeye başlanmasıdır. ıthal ikamesi ile toplam arz da bulunmakta olan ithalat payıda azalır. ıthalat ikamesi, genellikle tüketim malları üretimi, ara malları üretimi ve yatırım malları üretimi olaarak gerçekleştirilir.

ithal sınırlamaları (ımport restrıctıons) :
ithal kotaları ve gümrük tarifeleri gibi yollarla yapılan sınırlandırmalara ithal sınırlamaları denmektedir.

ithal vesaiki karşılığı avans (advance on ımport documents) :
ithal vesaiki karşılğı avans, ithal edilen mallar karşılığında gösterilmek suretiyle elde edilen kredidir.

ithalat eğilimi (propensıty to ımport) :
ithalat eğilimi, ithalat ile milli gelir arasındaki ilişkidir. ıthalat eğilimi, ortalama ithalat eğilimi ve marjinal ithalat eğilimi olarak ikiye ayrılır. milli gelir arttıkça ithalat eğilimi çoğalır.

ithalat işlevi (ımport functıon) :
ithalat işlevi, bir ülkedeki ithalat talebi ile milli gelir arasındaki fonksiyonel ilişkiyi göstermektedir. m=m(y) olarak ifade edilir. (m) mallara olan talebi, (y) ise milli gelirin bir işlevi olarak gösterilmektedir.

ithalat kartelleri (ımport cartels) :
ithalat kartelleri, ithalatçılar tarafından fiyatların denetlenmesi için kurulmuş olan birleşmelerdir. ithalatçılar bu yöntemle, ücretleri ve kârlılıklarını saptamaya çalışırlar.

ithalat kotaları (ımport quotas) :
ithalat kotaları yapılacak ithalatın devlet tarafından alınan tedbirler ile sınırlandırılmaya çalışılmasıdır. şayet bu sınırlandırma, bir kişi veya ülkeye yönelik değilse global kota'dır.

ithalat teminatları (ımport guarantee deposıts) :
emisyon hacmini daraltmak veya itrhalatı sınırlandırmak için uygulanan bir yöntemdir. bu yöntem uygulanırken, ithalatçı ithal edeceği malın değerinin bir kısmını sipariş esnasında güvence olarak merkez bankasına yatırır ve ithalat gerçekleşince geri alır.

ithalat transferi (ımport transfer) :
ithalat transferi, aracı bankanın gerçekleştirilen ihracatın bedelini ihracatçıya ödemesi ile gerçekleşir.

ithalat yasakları (ımport prohıbıtıtıons) :
bazı malların ülkeye girişinin yasaklanmasıdır. ıthalat yasakları yerli sanayiyi korumak, dış ödemeler bilançosu açıklarının azaltılmasına yardımcı olmak gibi amaçlarla yapılmakta olup, ithalat kısıtlamalarının en katısıdır.

itibari değer (nomınal value, face value) :
itibari değer, menkul kıymetlerin üstünde yazılı olan değerdir. nominal değer olarakta kullanılıyor. bu değer, ihraç değerinin altında veya üstünde olabilir.

izahname (prospectus) :
sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.



etiketler etiketler [5]

bilgi ara / www.bilgiara.com