bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

finans terimleri sözlüğü - t hakkında bilgi finans terimleri sözlüğü - t




taban fiyat (mınımum prıce) :
hisse senetlerinin bir seans içinde görebileceği en düşük değerdir. her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.

tahakkuk :
gerçekleşme anlamındadır. tahakkuk eden vergi, tahakkuk eden faiz vb. biçimde gerçekleşen rakamsal büyüklükleri ifade eder.

tahvil (bond, debenture, oblıgatıon) :
devletin 1 yıl, anonim ortaklıkların en az 2 yıl ve daha uzun vadeyle, ödünç para bulmak amacıyla, itibari kıymetleri eşit ve ibareleri tıpkı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir. türkiye'de anonim şirketlerin ihraç ettikleri tahviller türk ticaret kanunu hükümlerine tabidirler.

tahvil ve bono fonu :
portföyünün en az %51?inin sürekli olarak borçlanma araçlarına yatırılmış fonlardır.

takas (settlement) :
borsa?da gerçekleştirilen işlemler sonucunda meydana gelen borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir. t+2 ifadesi ise borç-alacak yükümlülüklerinin işlemin yapıldığı günden sonraki 2 gün içerisinde yerine getirileceğini anlatır.

takas odası (clearıng house) :
bankalarla mali kuruluş ve borsalar arasında takas işlemlerinin yapıldığ yerdir. takas odalarında para kullanılmadan ödeme gerçekleşmektedir.

takoz formasyonu :
devam eden harekette yorgunluk oluştuğunu belirtir. yükselen takoz ve düşen takoz olmak üzere ikiye ayrılır.

taksitli satış (ınstallement sellıng) :
mal teslim edildikten sonra, önceden belirlenmiş tarih ve oranda ödeme yapılması şartıyla yapılan satıştır. taksitli satışlarda müşteri genellikle belirli bir kısmı peşin öder.

talep (demand) :
belirli bir malın, belirli bir dönemde piyasadaki muhtemel fiyatlar karşısında alıcıların o maldan satın almak diledikleri miktardır. fakat bu istek yeterli oranda satınalma gücüyle desteklenmezse talep sayılmaz.

talep eğrisi (demand curve) :
fiyatlarda oluşan değişimlerin talep miktarını ne kadar etkilediğini diyagram-grafik yardımıyla belirten eğridir. eğri üstündeki gelişi hoş bir nokta, o fiyattaki fiyat-talep ilişkisini gösterir. talep kanununa göre, genellikle fiyat-talep ters orantılıdır. fiyatlar yükselirken, mal talebi azalacak; mal talebi attığında, fiyatlar düşecektir.

talep enflasyonu (demand ınflatıon) :
toplam talep harcamalarının, toplam arzı aşması yüzünden ortay açıkan enflasyondur. toplan talep harcamalrındaki artış, tüketim, yatırım veya kamu harcamalarındaki aşırı artıştan kaynaklanabilir. bu artış, mal ve hizmet fiyatlarınında artmasına sebep olur.

talep esnekliği (demand elastıcıty) :
talepteki nisbi değişimin, fiyattaki nisbi değişime olan oranıdır. talep miktarı ve fiyat arasında ters fonksiyonel bir ilişki olduğundan, talep esnekliği olumsuz değerli olur.

talep fazlası (excess demand) :
belirli bir dönemde, belirli bir fiyattan talep edilen mal miktarının arz miktarını aşması halidir. talep fazlası malın ücretinin yükselmesine ndene olacak ve bu yükselme denge fiyat seviyesine kadar sürecektir.

talep işlevi (demand functıon) :
bir malveya hizmetten talep edilen miktarla, bu oranların belirlenmesinde etkili öğeler arasındaki ilişkidir. malın ücreti, gelir düzeyi, tüketici tercihleri, diğer mallara olan talepler, gelir dağılımı, nüfus yapısı talep miktarını belirleyen faktörlerdir.

talep tedülü (demand schedule) :
malın muhtemel ücretleri karşısında, o maldan satın almak isteyen alıcıların diledikleri mal miktarını ve mala olan talebin genel yapısını ve özelliklerini açıklayan kavramdır.

talon (talon) :
hisse senedinin kuponlarından meydana gelen kısmına verilen isimdir.

tam istihdam (full employment) :
geniş anlamda, ekonomideki tüm üretim etkenlerinin kullanıldığı; dar anlamda ise, yalnızca emek faktörünün tam kullanımını ifade eder.

tam rekabet piyasası (perfect competıtıon market) :
bir mal için yalnızca arz ve talep tarafından belirlenmiş bir fiyatın bulunduğu ve geçerli olduğu piyasalardır. tam rekabet piyasalarında, çok sayıda alıcı ve satıcı bulunur. mallar homojendir. alıcı ve satıcılar rasyonel davranırlar ve alternatifler ile ilgili bilgiye sahiptirler. piyasaya giriş çıkış serbestliği vardır.

tamamlayıcı mallar (complementary goods) :
belirli bir gereksinimi karşılamaya yönelik, birlikte kullanılması gereken mallardır. bu mallardan biri eksik olduğunda, diğer malın kullanımı da imkansızlaşır. bundan başka, bu mallardan birinin fiyatında oluşan değişme, diğer malın talep miktarını da değiştirecektir.

tampon stoklar (buffer stocks) :
uluslararası esas malların fiyatlarında istikrar sağlamak amacıyla belirlenmiş olan alt ve üst limitler arasında tutmak için yaratılan stoklardır. alıcı ve satıcı ülkeler aralarında uluslararası tampon stok anlaşmaları yaparlar ve fiyatlar düşmeye başladığında dünya piyasalrından mal alarak stok yaparlar, fiyatlar yükseldiğinde de bu malları satarlar.

tarım kooperatifleri (agrıculture cooperatıves) :
çiftçi ve tarımla ilgili kişilerin büyük işletmelerin imkanlarına sahip olmak amacıyla oluşturdukları organizasyonlardır. tek hedefli kooperatifle r ve çok amaçalı kooperatifler olarak ikiye ayrılırlar. tek hedefli kooperatifler, yalnızca bir amaç için oluşturulan; çok hedefli kooperatifler ise ortakların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan kooperatiflerdir.

tarım politikası (agrıcultural polıcy) :
devletin ve kamu kuruluşlarının tarımsal üretimi düzen vermek ve arttırmak için aldıkları tedbirlerdir. bu önlemler, ekonomi ve toplumun menfaati için alınmaktadır.

tarımsal emek verimliliği (agrıcuttural labor productıvıty) :
toplam tarımsal hasılanın, tarımsal iş gücüne olan oranıdır.

tarımsal kredi (agrıcultural credıt) :
ülke içerisindeki veya ülke dışındaki pazarlarda pazarlanma imkanına sahip olan tarımsal ürünlerin üretimi için lazım kredidir. bu krediler miktar, faiz, müddet, risk, garanti bakımından diğer sektörlere verilen kredilerden farklıdırlar.

tarımsal sübvansiyonlar (agrıcultural subsıdıes) :
devletin tarımsal üretimi gelişi hoş bir karşılık beklemeksizin desteklemesi, teşvik etmesi ve üreticilere para olarak yaptığı yardımlardır. sübvansiyonlar, veriliş şekillerine göre; parayla ifade edilebilen, para olarak verilen ve gizli sübvansiyonlar olarak çeşitlidirler.

tarımsal üretim (agrıcultural productıon) :
kırsal kesimde, doğa kaynaklarını kullanarak toplumun barınma, beslenme gibi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yapılan esas üretimdir.

tarımsal yatırım (agrıcultural ınvestment) :
özel sektör ve kamu sektörünün tarımsal sermaye stokuna yaptığı net ilavelerdir.

tarife (tarıff) :
uluslararası ticaret mallarına uygulanan gümrük vergilerini belirleyen listedir. tek, çift ve üç kolonlu tarife olarak üç tarife sistemi bulunur. otonom nitelikli tek kolonlu tarifede, bir mala tek vergi uygulanır. çift kolonlu tarifede, her mal için iki vergi oranı sözkonusudur. üç kolonlu tarifede ise, üç ayrı vergi oranı mevcuttur. tarifelerin en yüksek olanı, otonom nitelikli tarife sistemidir.

tasarruf (savıngs) :
gelirin tüketime harcanmayan kısmıdır. bunun elde para olarak muhafaza edilmesi koşul değildir. ıktisadi anlamda tasarruf, gelirin gelişi hoş bir yatırımda kullanmak amacıyla harcanmayarak elde tutulmasıdır.

tasarruf diyagramı (savıng schedule) :
gelir düzeyi ve tasarruf miktarı arasındaki ilişkiyi belirten tasarruf fonksiyonunun grafik üstünde gösterilmesidir.

tasarruf mevduatı sigorta fonu :
tasarruf mevduatı sahiplerini belirli bir tutara kadar ilgili bankanın ödeme yetersizliği riskine rağmen sigorta etmektir.

tasarruf paradoksu (thrıft paradox) :
bireylerin kendi refah seviyelerini yükseltmek için yaptıkları tasarrufların, ekonomideki toplam tasarrufları azaltması sonucuna neden olmasıdır. tasarrufların artması, tüketim harcamalarını azaltacak, bu da gelir seviyesini düşürecektir. düşen gelir seviyeside yatırımları azaltacak ve toplam tasarruflar azalacaktır.

tasdikli çek (certıfıed cheque) :
muhatap banka tarafından ödenmesi garanti edilen çektir. çekin tahsil edileceği banka da, çekin ödeneceğini garanti eder.

tasfiye (wındıng-up) :
bir tüzel kişiliğin bitmesi halinde, mal varlığının geleceği hakkında işlemlerdir. bu işlemler, türkiye'de tasfiye memuru tarafından yapılmaktadır. tasfiye memuru, tüzük veya ortaklık sözleşmelerine göre belirlenir veya genel kurul kararıyla seçilir.

taşıma senedi (carrıer's receıpt) :
gönderen tarafından düzenlenerek imzalanan ve eşya taşınması sırasında taşıyana verilen kıymetli evrak niteliğinde belgedir. taşıma senedi, deniz taşımacılığında konşimento olarak adlandırılır.

tavan fiyat (ceılıng prıce) :
hisse senetlerinin bir seans içerisinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.

tefe (wholesale prıce ındex) :
toptan eşya fiyat endeksi.

tefecilik (usury) :
fon talebinde bulunmakta olan kişilere piyasadaki faiz miktarlarının çok üstünde bir faiz oranı uygulayarak sermaye saptanması, yani borç verilmesidir. bankalardan kredi alamayan kişi ve firmaların başvurdukları bir yoldur.

tek düzen hesap planı :
ülkemizde bütün işletmelerde muhasebe kayıtları ve malî raporlama açısından bir düzen sağlamak amacıyla hazırlanmış, uyulması zorunlu bir hesap planı.

tekel kârı (monopoly profıt) :
marjinal maliyet, marjinal hasılat olduğu noktada tekelci firmanın üretimi belirleyerek, firma dengesine ulaşması durumunda elde edeceği toplam kârdır. tekelci firmanın marjinal hasılatı satış ücretinin altındadır. çünkü çok mal satmak istediğinden ücretleri aşağı çekmek zorunda kalmaktadır.

tekel piyasası (monopoly market) :
sadece bir satıcının mala olan bütün arza sahip olduğu ve ücretleri kendisinin istediği gibi belirlediği piyasadır. hiçbir rakibi yoktur. ürettiği mala olan arzda tam bir denetime sahiptir. tekelci firma, malın ücretini belirlerken ikame malların rekabeti, alıcıların satınalma gücünün sınırlılığı gibi etkenlerle karşılaşır.

teknik analiz (technıcal analysıs) :
geçmitte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin, bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir.

teknokrasi (technoracy) :
ekonomik hayatın denetiminin politikacılar yerine mühendislere ve teknisyenlere bırakılması gerektiğini öngören anlayıştır.

tek yanlı transferler (unılateral transfers) :
uluslararası ekonomik ilişkilerde, hükümetin veya özel kişilerin ticari amaçlardan başka amaçlar için yaptıkları işlemlerdir. bu işlemler bağış, hibe meziyeti taşırlar. karşı tarafın ödeme yapması gerekmez.

temdit (extensıon of tıme) :
ticarette, bir borcun ödenmesi veya bir işlemin tamamlanabilmesi için daha önce belirlenmiş olan sürenin uzatılmasıdır.

temellük (acguısıtıon of receıvables) :
alacağın devralınması.

temerrüt (default) :
taahhütlerinin gerektirdiği ödeme veya menkul kıymet teslimatlarını belirlenen süreler içerisinde gerçekleştirmeyen borsa üyesi, gelişi hoş bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılır.

temettü / kar payı (dıvıdend) :
ortaklıkların dönem içerisinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların hisseleri oranında pay alma hakkıdır. sözkonusu hak, hisse senedine bağlı "kâr payı kuponları" karşılığında ve bundan başka hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. borsa'da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları durumunda nakit ve/veya hisse senedi biçiminde dağıtılabilir.

temettü oranı :
dönem başında satın alınan bir hisse senedine ödenen paranın ne kadarının yıl içerisinde temettü olarak geri alındığını gösterir.a) dönem içerisinde ödenen hisse başına temettü / hisse senedinin dönem başı ücreti b) dönem içerisinde ödenen toplam temettü / şirketin dönem başı piyasa değeri net dönem karı / net satışlar

teminat (collateral) :
borsa üyelerinin, borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere, borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir.

temlik (alıenatıon) :
alacağın devredilmesi.

ters repo (reverse repo) :
bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe alınıp, bitiş valöründe geri satılmasıdır (menkul kıymetin geri satım vaadiyle alımı).

tescil (regıstıratıon) :
borsada gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının doğruda, borsa dışında gerçekleştirilen işlemlerin fiyatlarının ise bu işlemlerin borsa?ya bildirimi sonrasında borsa kaydına alınması işlemidir.

teşvik önlemleri (ıncentıve economıc measures) :
devletin, ülkenin ekonomik ve sosyal amaçlar çerçevesinde ekonomik faaliyetlere sağladığı maddi ve hukuki basitlikler, desteklerdir. mali teşvikler, ekonomik teşvikler, idari ve teknik teşvikler olarak üçe ayrılır. ekonomik teşvikler, desteklenen ekonomik faaliyetlerin maliyetlerini düşürmeye yöneliktir; idari ve teknik teşvikler ise ürün tanıtımıyla ilgili fuar, lisans, patent hakkı temini, uzman yetittirilmesi gibi faaliyetleri kapsar.

ticaret dengesi (balance of trade) :
bir ülkenin ödemeler bilançosundaki toplam ithalat ile toplam ihracat arasındaki farktır. toplam ithalatın toplam ihracattan fazla olması ticaret dengesi açığını; az olması ise ticaret dengesi fazlasını gösterir. ülkenin ihracat ve ithalat rakamlarının eşit olduğunda, ülkede ticaret dengesi sağlanmıştır.

ticaret sınırlamaları (trade barrıers) :
gümrük vergileri, kotalar, ithalat senetleri, sübvansiyonlar, ithalat yasakları, itracat sınırlamaları gibi uluslararası ticaret serbestliğini önleyici veya sınırlayıcı nitelikteki müdahalelerdir.

ticari kazançlar (commercıal earnıngs) :
gerçek kişilerin ticaret ve sanayi faaliyetlerinden sağladıkları para veya parayla ölçülebilen menfaatlerdir. mal alım satımı, elde edilen ürünün satışı, hizmet gibi faaliyetler ticari faaliyetlerden bazılarıdır.

toplam arz (aggregate supply) :
belirli bir dönemde, mevcut olan toplam talebi karşılamak için üretilen ve ithal edilen mal ve hizmetlerin tamamıdır.

toplam fayda (aggregate utılıty) :
belirli bir malın sağladığı marjinal faydalarının toplamıdır. toplam fayda eğrisi tüketim miktarı arttıkça çoğalır. fakat belirli bir noktaya gelindiğinde bu artış durur ve azalmaya başlar. bu marjinal fayda yasasından kaynaklanmaktadır.

toplam maliyet (total cost) :
bir firmanın kısa dönemde, toplam maliyetleri ve toplam hareketsiz maliyetlerinin toplamıdır.

toplam talep (aggreate demand) :
bir ülkede, belirli bir dönemde mal ve hizmetlere olan talebin toplamıdır. bu talebi kişilerin tüketim mal ve hizmetlerine, firmaların yatırım malları ve diğer mallara, yabancı tüketici ve firmaların yatırım ve tüketim malların olan talepleri belirler.

toplu iş sözleşmeleri (collectıve bargaınıng) :
işçi ve işveren sendikaları arasında yapılan, işçi ve işverenin iş koşullarını ve hak ve borçlarını düzenleyen yazılı anlaşmadır. anlaşmanın yapılabilmesi için, taraflardan biri mutlaka işkolunda kurulu bir işveren sendikası olmalıdır.

toplu satış vergileri (wholesale taxes) :
üretimin belirli bir aşamasında alınan vergilerdir. imalat satış vergileri, toptan satış vergisi ve perakende satış vergisi olarak üçe ayrılır.

toptan eşya fiyat endeksi (ındex of wholesale prıces) :
bir ülkedeki toptan eşya fiyatlarının genel fiyat düzeyinde oluşan değişimleri belirten endekstir. bu endeks, paranın satınalma gücünde meydana gelen değişmeleri belirlemek amacıyla kullanılır.

trampa (barter) :
para kullanmadan gerçekleştirilen mal ve hizmet mübadelesidir. bireylerin gereksinimleri olan malları ellerindeki mallarla değiştirmeleridir. bunun olabilmesi için, değişimde bulunulanacak malların birbirlerine eşitliğinin sağlanması ve değişimde bulunulacak kişilerin karşılaşmaları gerekir.

tranş (tranche) :
tahvil ve bono piyasası?nda işlem yapabilme sınırı içindeki her bir kademedir.

trend :
bellirli bir vakit dilimi aralığında belli bir seyiri oluşturan değerlerde ortaya çıkan devamlı artma ya da azalmaları ifade eder.

tröst (trust) :
birden fazla işletmenin ekonomik, hukuki ve teknik bakımdan tek bir işletme olarak birleşmeleri ile ortaya çıkan iktisadi kuruluştur. yatay tröstler ve dikey tröstler olarak ikiye ayrılır.

tüfe / tüketici fiyat endeksi (consumer prıce ındex) :
tüketicilerin kullandıkları kaynakları malların genel fiyat seviyelerindeki değişmeleri belirten endekstir. türkiye'de tüketiciendeksleri; geçinme endeksi, perakende fiyat endeksi, tüketici ücretleri endeksi olarak istanbul ticaret odası, devlet istatistik enstitüsü ve hazine ve dış ticaret müsteşarlığı tarafından düzenlenmektedir.

tüketici kredisi (consumer credıt) :
tüketicinin tüketim harcamalarını finanse edebilmek için aldığı kredidir. tüketici ve borç veren kişi arasında bir sözleşme ile yapılır.

tüketici rantı (consumer surplus, buyer's surplus) :
bir malı, belirli bir fiyattan almaya hazır olan tüketicinin, malı daha düşük bir fiyattan satın alarak mala ödemiş olduğu paranın değerinden daha çok fayda sağlamasıdır. meydana gelen fiyat farkı, tüketici lehine olan bir farktır.

tüketici tercihleri (consumer preferences) :
tüketicilerin değişik mal ve hizmet tüketme arzularının derecesini gösteren bir kavramdır. tercihlerde oluşan değişmeler, talep miktarının da değişmesine neden olmaktadır.

tüketim (consumptıon) :
tüketilecek mal ve hizmetler için para durumunda yapılan harcamaların tamamıdır. bu tüketim yalnızca mal ve hizmetleri kapsamaz, üretimde kullanılan hammadde gibi öğeler içerisinde kullanılır.

tüketim işlevi (consumptıon functıon) :
bir ülkede, belirli bir dönemde yapılan toplam tüketim harcamalarıyla kişilerin toplam gelirleri arasındaki fonksiyonel ilişkidir. kişilerin gelir düzeyleri artarken, tüketim harcamaları da artmaktadır.

tüketim harcamaları (consumptıon expendıture) :
belirli bir ülkede, belirli bir dönemde toplumun ihtiyaçlarını direkt doğruya karşılayan mal ve hizmetler için yapılan parasal harcamların toplamıdır.

türev piyasalar (derıvatıves market) :
ilerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere gelişi hoş bir malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tümünü içermektedir.

türev talep (derıved demand) :
üretim faktörlerine olan talep mal talebinden türeyen bir talep olduğundan, tüketimden doğan talepte türev taleptir.



etiketler etiketler [5]

bilgi ara / www.bilgiara.com