bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

atasözleri sözlüğü - g hakkında bilgi atasözleri sözlüğü - g




gafile kelâm, nafile kelâm.
çevresindeki gerçekleri görmeyen, sezmeyen, bilgisiz, dalgın kimseye ne söylense kâr etmez. o, bildiği gibi hareket eder. bu nedenle ona söylenecek her söz boşa gider.

gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
gizli-saklı, kanunsuz yollarla çıkar sağlamayı iş edinen kimseleri, söz getirip götüren kimselerin varlığı korkutur. bu nedenle bunlar yakayı ele vereceklerinden çekinerek, herkesin içerisinde öyle uluorta dolaşamazlar.

garip kuşun yuvasını allah yapar.
kimsesiz, zavallı, yoksul ve güçsüz kişiye yüce allah yardım eder. hiç ummadıkları bir yerden kendilerine yardım eli uzanır ve darda kalmazlar. yüce allah onları korur, gözetir ve mal sahibi yapar.

gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını çalar.
kişi geçimini kimden sağlıyorsa, kimin hizmetinde ise, ne kadar merhametsiz ve acımasız olursa olsun, ne kadar fikirleri uyuşmazsa uyuşmasın onun yanısıra olur; onun dilediklerini yerine getirir.

gelene git denilmez.
1. kendiliğinden gelen hoş bir şeyi, faydayı geri çevirmek doğru olan ve yakışık alan bir şey değildir. 2. gelenek ve göreneklerimize göre, kendiliğinden gelen konuğu kabul etmeyip geri çevirmek doğru bir davranış olmaz.

gelen gidene rahmet okutur (gelen gideni aratır).
bir işe veya göreve sonradan gelen, orada daha önce çalışandan daha başarı gösteremeyen ve geçimsiz olabilir. bu nedenle beğenmediğimiz o eskiyi bize aratır ve “keşke o gitmeseydi, o çok iyiydi” dedirttiği olur.

gemisini kurtaran kaptan.
tehlikeli, güç bir duruma düşüp de ortalık iyice karışınca kimileri kendi başlarının çaresine bakarlar. bunlar ne yapıp yapıp kurtulur ve iyi sonuca ulaşırlar.

gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir (anlaşılır).
insanın gençliği göz açıp kapayıncaya kadardır. ne olup bittiği pek anlaşılamadan geçip gider. insan ihtiyarlayınca şu şekilde düşünür, yapılacak pek çok şeyin varolduğunu fark eder. ancak iş işten de geçmiştir. çünkü bunları yapacak ne gücü ne de vakti vardır. işte o an, gençliğin ve gençlik günlerinin ne denli kıymetli olduğunu anlar.

gençlikte para kazan (taş taşı), kocalıkta kur kazan (ye aşı).
gençlik, insanın en verimli çağıdır. güç ve enerji doludur. insan işte bu dönemde çalışıp para biriktirmeli, mal-mülk sahibi olmalıdır. çünkü ihtiyarlayıp gücünü yitirdiği, çalışamadığı dönemde ona gereksinim duyacaktır. elinde olduğu için de rahat yaşayacak ve sıkıntı çekmeden gün geçirecektir.

gidilmeyen yer senin değildir (olmaz).
ulaşıp yanına varamadığımız, kendisinden yararlanamadığımız yer bizim olsa ne olur? bizim dediğimiz yer, elimizde bizzat tutup kendisinden yararlandığımız yer olmalıdır.

gidip de gelmemek, gelip de görmemek (bulmamak) var.
bulunduğu yerden uzaklara gidecek kimsenin geri dönmemesi, döndüğünde de bıraktıklarını bulamaması olasıdır. bu yüzden yola çıkacak kişi bunu düşünmeli ve yakınları ile helâllaşmalıdır.

göğe direk, denize kapak olmaz.
öyle işler vardır ki, insanın gücünü ve imkânlarını aşar; gerçekleştirilmesi olası değildir. bu nedenle bu tür işlerle uğraşmak, bu yolda hayallere kapılmak boşunadır.

gönlün yazı var, kışı var.
hayat inişli çıkışlıdır. hayatın bu durumu insanı tesirler. bu nedenle insanın bir günü diğerine uymaz. insan vakit zaman iyimser, neşeli, umutlu ve mutluluk doludur; vakit zaman de karamsar, üzgün, neşesiz, mutsuz ve bezgindir.

gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılamaz.
gönül; sevgi, istek, düşünüş, anma ve hatır gibi kalpte var sayılan duygu kaynağıdır. bu kaynak insanı yeterince nazik ve içli kılar. bu nedenle kaba ve sert hareketler karşısında fazla dayanamaz, hızlıca incinip kırılır ve gücenir. kırılan bir gönlü kolay kolay tamir etmek ve eski hâline getirmek de olabildiğince güçtür. öyleyse etrafımızdaki insanlarla olan ilişkilerimizde dikkatli olmalı, gönül kırmaktan kaçınmalıyız.

gönülden gönüle (kalpten kalbe) yol vardır. (kalp kalbe karşıdır).
insanları bir araya getiren huy, zevk, alışkanlık, fikir ve inanç birliğidir. bu nedenle bu insanların gönüllerinde de bir duygu birliği vardır. biri öteki için ne düşünüyor ve ne hissediyorsa, ötekide beriki için benzer şeyi düşünür ve hisseder.

gönül ferman dinlemez.
ne denli engel, ne denli yasak konursa konsun gönül sevdiğinden hiçbir zaman vazgeçmez. çünkü insanın gönlüne söz geçirmesi olabildiğince kolay değildir.

gönülsüz namaz göğe (göklere) ağmaz (gönülsüz davara giden köpekten hayır gelmez).
içten gelen bir istekle kılınmayan namazın kabul olunacağı her vakit şüphe götürür. benzer biçimde içten gelen bir heves ve şevkle yapılmayan işten de hayır gelmez. insanlara zor kullanarak yaptırılan işlerden verim alınamaz. verim ancak sevilerek, zevk alınarak yapılan, işlerden umulabilinir.

gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş.
istenmeden, zorla yenen yemek insana nasıl dokunup zarar verirse (sindirim sistemini bozma, bulantı ve kusma yapma), zorla ve istenmeden yapılan iş de benzer bir biçimde kötü ve hayırsız bir netice verir.

gön yufka yerinden delinir. (ip inceldiği yerden kopar).
hemen her iş, olay, durum ve konunun zayıf ve çürük bir yanı vardır. bu yanın öğrenmiş olunması, dayanma ya da çökmede olabildiğince mühimdir. düşman bu zayıf noktayı bulup yararlanmasını bilirse yenilgiyi kolay tattırır. benzer biçimde bir zayıf noktasını bulup sağlamlaştıranlar, düşmanlarının zafer yolunu kapatmış ve güçlerini artırmış olurlar.

görenedir görene, köre nedir köre ne?
bir şeye karşı takınılacak sağlıklı tavır, onu görmeye ve anlamını kavramaya bağlıdır. görmesini bilmeyen, yeterli bir kavrayışa da ulaşamaz. bu nedenle onun için hiçbir şeyin anlamı olamaz.

gören gözün hakkı vardır.
kendisinden yararlanılan, elde de yeterince bulunmakta olan, başkalarında bulunmayan yiyecek ya da imrenilecek bir şeyden gören kimselere de olasıysa vermek gerekmektedir. çünkü göz görünce gönülde o şeyi arzu eder.

görünen köy kılavuz istemez.
apaçık ortaya çıkan belli gerçekler karşısında duraksamak, ayrıcı bir açıklama yapmaya kalkışmak yersizdir.

gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.
ayrı düşenlerin arasındaki sevgi de zaman geçtikçe azalır. çünkü insan, sevdiği kimseyle sık sık görüşüp sevgisini ve muhabbetini tazeleme imkânı bulamaz. bu nedenle ilgi bağı kopar, yavaş yavaş da o kimseyi unutur.

göz görmeyince gönül katlanır.
yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz. çünkü bizden uzakta yaşayan sevdiğimiz bir kimseyle istesek de ilgilenemeyiz. bu nedenle görüşmekten umudumuzu keser ve ayrılığa katlanırız. ama yakınımızda bulunmakta olan ve her gün gördüğümüz kimseyle ilgilenmeden edemeyiz. onun her vakit gördüğümüz acısına da tahammül edip katlanmamız olabildiğince güçtür.

gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulamaz.
gözü bir türlü doymayan, devamlı çıkarını düşünen, onun peşinde koşan ve bu uğurda her türlü işe kalkışan kimse, yakasını tehlikelerden kurtaramaz; başına türlü belâlar gelir.

gülme komşuna, gelir başına.
birinin başına gelen kötü bir durum, gün olur senin de başına gelir. başına gelen felâkete başkalarının gülmesi seni nasıl incitirse, senin başkalarının kötü hâline gülmen de onları incitir. o hâlde birilerinin başına gelen kötü durumdan ötürü, onlarla sakın alay etme.

gülü seven dikenine katlanır.
seven kişi, sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden başına gelecek sıkıntılara ses çıkarmadan katlanır. bilir ki, sevdiğini elde etmek için pekçok güçlüğe göğüs germek, fedakârlıkta bulunmak mecburiyetindedir.

gün doğmadan neler doğar.
yüce allah`tan başka kimse yarının ne getireceğini bilemez. yarın pekçok değişikliklere hamiledir. beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.

güneş balçıkla sıvanmaz.
açıkça meydana çıkmış, derhal herkesin bildiği gerçeği inkâr etmek, gizlemeye çalışmak, yalan dolanla değiştirmeye yeltenmek olası değildir. buna güç yetirecek insan yoktur.

güneş girmeyen eve hekim girer.
güneşin insan sağlığı açısından önemi tartışma götürmez. güneşin girmediği yerlerde mikropların daha çabuk çoğaldığı, güneş yüzü görmeyen insanların da daha çabuk soluklaştığı bilinen gerçeklerdendir. güneş pekçok hastalığa iyi gelirken, sağlığın da baş koruyuculuğunu yapar. görülüyor ki güneşli evde hastalık olmaz.

güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
dost sandığı birtakım kimseler, çıkarları söz konusu olduğunda sana kolaylıkla kötülük edebilirler. bunun yanında bunu, senin onlara duyduğun güvenden yararlanarak yaparlar. bu bakımdan herkesi dost sanma ve onlara inanma.

güvenme varlığa, düşersin darlığa.
varlık gelip geçicidir. kimde ne vakit, ne kadar duracağı belli olmaz. bu bakımdan insan varlığına, zenginliğine güven duyarak öyle olur olmaz işlere kalkışmamalı; har vurup harman savurmamalı, tutumlu davranmalıdır. gelecekte işlerinin kötüye gitmeyeceğini, yoksul düşmeyeceğini, darda kalmayacağını kim söyleyebilir?

güzün gelişi yazdan bellidir.
başlangıç ve gidişat bir işin nasıl sonuçlanacağı konusunda aşağı yukarı bir fikir verir. iyi başlamayan, devamlı aksayan, aksiliklerden bir türlü kurtulamayan işin pozitif sonuçlanacağı pek düşünülemez.



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com