bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

deyimler sözlüğü - ö hakkında bilgi deyimler sözlüğü - ö




öç almak: yapılan bir kötülüğün acısını tıpkı derecede bir kötülük yaparak
çıkarmak."öç alma fikrinden vazgeçirmeliyiz onu."

ödü patlamak: ani bir olay sebebiyle çok korkmak."fareden ödüm kopar."

öküzün altında buzağı aramak: kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu
bulma çabasında olmak.

öküz öldü, ortaklık bozuldu: aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da
kalmadı.

ölçüyü kaçırmak: ideal derecenin üzerine çıkmak, aşırı gitmek,"sofraya her
oturuşunda ölçüyü kaçırırdı."

ölme eşeğim ölme (yaza yonca bitecek): umutsuz bir bekleyişi anlatmak için
kullanılır.

ölmek var, dönmek yok: "neye mal olursa olsun, iş sonuna kadar götürülecektir,
yapılmasından kaçınılmayacaktır" anlamında kullanılır."özgürlük yolunda ölmek var,
dönmek yok bize."

ölü fiyatına: yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile."arsaları
ölü fiyatına satmak zorunda kaldık."

ölü mevsim: işin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği vakit dilimi."bizim
iş en ölü mevsimini yaşıyor."

ölüm allah`ın emri: 1. herkes ölecek, ölüm mukadderdir. 2. kesin karar verme
durumunda kullanılır.

ölümü göze almak: yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli davranmak."allah
yolunda ölümü göze aldı yiğitler."

ölümüne susamak: yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üstüne çekecek
davranışta bulunmak."ölümüne mi susadın, çekil şu arabanın önünden!"

ölüp ölüp dirilmek: 1. çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. 2. ard arda gelen
sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.

ölür müsün, öldürür müsün?: "öyle ters bir iş yaptı ki ona mı ceza vermeliyim
kendime mi?" anlamında kullanılır.

ömrü billah: hiçbir vakit, ya da şimdiye kadar."ömrü billah yalan söylememiştir
o."

ömrüne bereket: "var ol, sağ ol, ömrün uzun olsun" anlamında kullanılır.

ömrü vefa etmemek: bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan ölmek."okulunu
bitirip hekim olacaktı ama ömrü vefa etmedi."

ömür adam: beğenilen, çok hoşa giden, farklı düşünceleri olan adam.

ömür çürütmek: uzun müddet bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna vakit
harcamış olmak."bu ev için bir ömür çürüttüm ben."

ömür sürmek: iyi ve rahat yaşamış olmak."uzun bir ömür sürdü dedem."

ömür törpüsü: insanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve yorucu iş.

ön ayak olmak: bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi arkasından
sürüklemek."haydi ön ayak olda koşsunlar bir miktar."

öne düşmek: 1. önderlik ya da kılavuzluk etmek. 2. en önde yürümek.

önüne gelen: olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan."önüne gelene sordu
ama bulamadı."

öpüp başına koymak: bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek."adam
sana iş verecekmiş, daha ne istiyorsun, öpüp başına koy."

örtbas etmek: kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını önlemek."dairede yapılan
yolsuzlukları örtbas edeceklerini sandılar."

örümcek kafalı: geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).

öteden beri: olabildiğince uzun zamandan beri, eskiden beri."öteden beri sevmem
ben onu."

ötesi çıkmaz sokak: "takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir yere gidilemez,
sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla gidilemez" anlamında kullanılır.

özenip bezenmek: çok itina gösterip titizlikle, ayrıntılarına varıncaya değin
ele almak.

özrü kabahatinden büyük: bir kabahat için özür dilerken daha büyük bir kabahat
işleyen kimse için söylenir.

özür dilemek: 1. yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek. 2. özrünü
ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek."özür
dilerim, ben o kovayı taşıyamayacağım."

özü sözü bir: düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa
onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse."özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe
zorlaşıyor."



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com