âbâ vü ecdad: babalar, dedeler, atalar.
abâ: bazı dervişlerin ve ilmiye mensuplarının giydikleri yünden yapılmış bir kıyafet.
abd: kul, köle, mahlûk. tasavvufta kâmil müslüman.
abd-i memluk: kul, köle.
abes: boş, saçma.
âb-ı hayat: hayat suyu, içene ebedî hayat veren efsanevî su.
âbir-i sebîl: yolda giden yolcu.
acâib ve garâib: anlaşılmaz ve garip.
acâib-i dekâik: anlaşılmaz hileler, ince oyunlar.
a'cemî: arap olmayan.
acîb: şaşılacak ve hayret edilecek şey.
acûz: âcizler, beceriksizler, yaşlı kadın.
acz-ı beşerî: insanın acizliği, güçsüzlüğü.
acz-ı küllî: tam güçsüzlük.
a'dâ: 1. "adüvv"ün çoğulu. düşmanlar. 2. pek zâlim, pek gaddar.
a'dâd: "aded"in çoğulu. sayılar.
âdât-ı cariye: kullanılan âdetler, yaşayan sosyal kurallar.
adâvet: düşmanlık, husumet.
adem: yokluk.
adem-i küllî: tam yokluk.
adem-i müsâvât: eşitsizlik.
ademî: yokluğa ilişkin.
âdet-i câhiliyye: islâm'dan önceki putperestlik ve müşriklik devrine ilişkin âdet.
âdetullah: allah'ın kâinatta câri olan usûl ve kanunu, sünneti.
âdil: adalet sahibi, doğru adaletli.
adîl: benzer, eş, akran.
adl: adalet, çok adaletli.
âfâk: "ufuk"un çoğulu. ufuk, yerle göğün birleştiği gibi görünen uzak daire. âfak, ufuklar, dış âlemler.
âfâkî: havâî, gelişi güzel bir dayanağı olmayan şey. mekke'ye mikat sınırları dışından gelenler.
âfât: âfetin çoğulu, musibetler, büyük felaketler.
âfîf: iffetli, namuslu, terbiyeli, haramdan sakınan, nezih.
afv ü gufrân: bağışlama ve yarlığama.
afv: affetme, suçu bağışlama.
âgâh: uyanık, basiretli haberdar.
ağnam: "ganem"in çoğulu. davarlar, koyunlar, keçiler.
ağniyâ: "ganî"nin çoğulu. zenginler.
ağraz: maksatlar, arzular, amaçlar.
ağraz-ı dünyeviyye: dünyevî maksatlar, dünyevî niyetler, amaçlar.
ağrâz-ı fâside: bozuk maksatlar, bozguncu niyetler.
ağraz-ı nefsâniyye: nefsanî maksatlar, nefsî arzular.
ağraz-ı şahsiyye: şahsî maksatlar, ferdî niyetler.
âğûş: kucak, sığınılacak yer.
ağyâr: başkaları, düşmanlar, yabancılar.
âhad haber: bir kişi tarafından rivayet edilen hadis veya rivayetler.
âhâd: "ehad'in çoğulu. birler, birden dokuza kadar olan sayılar.
âhar: başkası, diğeri, yabancı.
ahbâr: "haber"in çoğulu. haberler.
ahbâr-ı sadıka: doğru haberler.
ahd u emân: and ve emniyet, korkusuzluk, güvenlik.
ahd u mîsâk: yemin ve anlaşma, kesin söz.
ahd: 1. söz verme. 2. yemin, and. 3. devir, vakit, gün.
ahd-i haricî: daha önceden ismi bilinen kişilere veya şeylere işaret eden lâm-ı tarif.
âheng: uygunluk ve düzen.
ahfâ: çok gizli, en gizli.
ahfâd: "hafîd"in çoğulu. torunlar.
ahid: (bak: ahd).
âhir vakit peygamberi: son vakit peygamberi hz. muhammed (s.a.v.).
âhir zaman: son vakit, dünyamızın son çağı.
ahiz: (bak: ahz)
ahkâm: hükümler, kanunlar.
ahkâm-ı ameliyye: tatbikata ilişkin hükümler, uygulanan kurallar.
ahkâm-ı ezeliyye: ezelî hükümler, başlangıcı bilinmeyen hükümler.
ahkâm-ı fer'iyye: hiçbir zaman ilişkin olmayan, ikinci derecedeki hükümler.
ahkâm-ı uluhiyyet: allahlık hükümleri, ilâhlık hükümleri.
ahkâm-ı umûmiyye: umûmî hükümler.
ahkemu'l-hâkimin: hükümdarların hükümdarı, hâkimlerin hâkimi olan allah.
ahlâk-ı zemîme: kötü huylar, çirkin davranışlar.
ahlâm: "hulm"ün çoğulu, karışık rüyalar.
ahrâr: hürler, esir ve köle olmayanlar.
ahsen: "husn"den. en hoş, pek hoş, daha hoş.
ahsen-i takvîm: en hoş ve en iyi kıvamda en hoş şekilde.
ahsenü'l-kasas: 1. kıssaların, hikâyelerin en güzeli. 2. yusuf sûresi.
ahz: 1. alma, tutma, kabzetme, 2. kabul etme. 3. tessellüm. 4. sorgulama.
akabe: 1. sarp ve çıkılması zor yokuş, bâdire. 2. tehlike. 3. tehlikeli geçit. 4. bugün ürdün sınırları içerisinde bulunmakta olan bir şehir.
akâid: akîdeler, inançlar, dinin itikadî hükümleri.
akar: gelir, gelir getiren gayr-ı menkuller.
akd: 1. anlaşma, sözleşme. 2. bağlama, düğümleme.
âkıbet: nihayet, netice.
âkıdeyn: anlaşma veya sözleşme.
âkıl bâliğ: ergenlik, olgunluk çağına gelen.
âkılâne: akıllıca.
akîde: itikad, iman.
âkif: 1. ibadette sürekli olan kimse. 2. sebat eden.
akika: yeni doğan çocuk için allah'a şükür maksadıyla kesilen kurban.
akîm: 1. beyhude, boş yere. 2. kısır erkek veya kadın.
akl-ı selîm: doğru düşünen, doğru anlayan, doğru karar veren akıl.
aklî: akla ilişkin, akla ideal.
akrân: birbirine benzeyenler, em-sâl, yaşıt, denk.
akriba: akraba, aralarında soy veya sihriyetçe yakınlık olanlar.
aksâ: en uzak, en yeni.
aksü'l-amel: tepki, istenilen şeyin zıddının hâsıl olması.
aktar: baharatçı.
aktâr: kuturlar, çaplar, dairenin merkezinden geçen hatlar, bölgeler, taraflar. her taraf.
akvâ ve ahzar: daha güçlü ve daha açık.
akvâ: daha güçlü, en güçlü.
akvâl: "kavl"in çoğulu. kaviller, sözler.
akvâm: kavimler, milletler.
akvâm-ı sâire: diğer kavimler.
a'lâ: en yüce.
aladderecât: derecelere göre.
alâk sûresi: kur'ân-ı kerim'in 96. sûresi.
alaka: "alak"dan yapışkan sıvı, embriyo.
âlâm: elemler, kederler, acılar.
alâmet: işaret, nişan.
alâmet-i farika: bir şeyi diğerinden ayırıcı işaret. belirgin özellik.
âlât: âletler, vasıtalar.
âlât-ı cismaniyye: maddî âletler.
a'lâ-yı illiyyîn: cennette en yüksek derece, olgun kişilerin allah katındaki dereceleri.
ale'l-husûs: hususiyetle, bilhassa.
ale'l-usûl: usûl üzere. usûle göre, usulen.
âlem: kâinat, dünya.
alemdâr: bayraktar, sancaktar.
âlem-i cismaniyye: maddî âlem, kâinat, dünya.
âlem-i eşbâh: "şebah"tan: 1. cisimler âlemi, varlıklar âlemi. 2. hayaller âlemi."şibh ve şebih"den: misaller âlemi.
âlem-i kabir: kabir âlemi.
alesseviyye: tıpkı seviyede, eşit olarak.
âl-i firavun: firavun ailesi. firavun soyu.
âlişân: şan ve şerefi yüksek olan.
aliyyu'l-a'lâ: pek iyi. fevkalâ-de.
allah bes bâkî heves: allah yeter, başkası gelip geçici istektir, hevestir.
allâme: bilginlerin en bilgilisi.
allâmü'l-guyûb: esmâ-i hüs-nâ'dan biri, tüm gizlileri bilen allah.
âmâ: kör.
amden: kasten, bile bile, isteyerek.
amelde i'tidâl: amelde aşırılıktan uzak, dengeli.
amel-i salih: allah'ın rızasına ideal olan her iş.
amelika: eskiden sîna yarımadasında yaşamış olan bir kavim.
amîk: derin. bahr-i amîk: derin deniz. fikr-i amîk: derin düşünce.
âmil: 1. sebep. 2. iş yapan. 3. zekat toplayan memur.
âmm: umumî, genel.
amr: bir erkek ismi.
amûd: direkler, sütunlar.
anâsır-ı muhtelife: çeşitli öğeler.
anka-yı muğrib: ismi var, cismi yok. ankâ kuşu.
anveten: cebren, kahren, zorla, sıkıntı ile.
anyedin: elden.
ârâbî: bedevî. çölde yaşayan köylü.
a'râf: cennetle cehennem arasında bulunmakta olan bir yer.
arafat: mekke'ye 12 mil yani takriben 20 km. uzaktaki bir yer. hacca gidenler zilhicce'nin 9. günü buraya gelerek bir süre vakfe yaparlar.
arasat: mahşer yeri, haşir ve neşir meydanı.
araz: 1. işaret, alâmet. 2. tesadüf. 3. kaza, felaket. 4. kendi kendine vücut bulmayıp başka bir cevherle oluşan hal ve keyfiyet.
arefe: kurban bayramından bir önceki gün.
arızî: sonradan hasıl olan şey. geçici.
ârî: temiz, hür, uzak.
ârif: anlayışlı, bilgili.
arş: 1. taht. 2. dokuzuncu gök. 3. çardak. 4. cenab-ı hakk'ın kudret ve azametinin tecelli ettiği yer.
arz: yeryüzü, dünya, genişlik.
arz-ı mukaddes: kutsal ülke. kudüs, filistin.
asâ: değnek, sopa, baston.
asabât: 1. baba tarafından olan akrabalar. 2. şer'an miras alamayan akrabalar.
asabe: baba tarafından akraba olanlar.
asahh-ı rivâyet: en doğru olan rivayet.
âsâr: eserler.
âsâr-ı atîka: eski eserler.
asâ-yı mûsâ: hz. musa'nın sopası.
asgari: en az, en ufak.
ashab: hz. peygamber'i mümin olarak gören ve o iman üzere ölen kimseler.
ashâb-ı kehf: mağara arkadaşları. bunlar, zamanlarındaki zalim hükümdarlarının şerrinden mağaraya sığınan ve orada yıllarca uyutulduktan sonra tekrar diriltilen, köpekleri ile birlikte, yedi sekiz kişiydiler.
ashab-ı meş'eme: uğursuz, şerli kişiler, kötüler.
ashab-ı meymene: uğurlu kişiler, iyi kimseler.
ashab-ı yemin: uğurlu, meymenetli kimseler.
âsıf: şiddetli rüzgar, fırtına.
âsi: isyan eden.
âsim: günah işleyen, günahkâr.
asnâm: "sanem"in çoğulu. putlar.
asr: 1. ikindi namazı. 2. ikindi zamanı. 3. yüzyıl, çağ.
aşr: kur'ân-ı kerim'den on âyet miktarı okunan kısım.
atâ: ihsan, lütuf, bağışlama.
atalet: tembellik, hareketsizlik.
atf-ı beyan: kapalı bir sözü, açıklayan cümle.
atıf (atf): 1. eğme, meyletme, 2. bağlama.
âtih: bunak.
atiyye: hediyye, ihsan, bahşiş.
attar: (bak: aktar)
avâlî: yüceler, büyükler. medine çevresindeki semtler.
avam: 1. halk. 2. soylu veya bilgin olmayanlar.
avâmil: 1. âmiller, sebepler. 2. arap nahvine ilişkin ve bu isimdeki kitap.
a'yân: 1. ileri gelenler. 2 gözdeler.
a'yân-ı sabite: allah'ın ilminde varlıkların değişmez suretleri, öz mahiyetleri.
âyât: âyetler.
âyât-ı beyyinat: açık seçik âyetler.
âyât-ı tekviniyye ve teşriiyye: yaratılışa ve şeriata ilişkin âyetler.
ayın: arap alfabesinin 21. harfi. ebced hesabında sayı değeri 70'dir.
âyin: 1. tören, âdet. 2. dinî bazı gösteriler. mevlevî âyini gibi.
ayn: 1. göz, 2. pınar. 3. eşyanın hakikatı.
ayne'l-yakîn: müşahede ve keşif ile hâsıl olan ilim.
a'zâ: uzuvlar, organlar, üyeler.
azâb: 1. büyük sıkıntı, şiddetli elem. 2. dünyada işlenen günahlara karşı ahirette çekilecek ceza.
azâb-ı nâr: cehennem azabı.
âzâde: serbest, hür, kayıtlardan kurtulmuş.
az'af-ı muzâaf: kat, kat, birçok.
azamet: büyüklük, kibirlilik.
azdâd (ezdâd): zıd olan şeyler.
azhar: en açık:
azîmü'ş-şân: şânı büyük.
azîz: 1. allah'ın isimlerinden biri. değerli. 2. ermiş, velî.