bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

osmanlıca sözlük - c hakkında bilgi osmanlıca sözlük - c




câfî: cefâ çektiren, eziyet eden.


câh: itibar, makam, mevki.

câhiliyye: kelime olarak cahilliğe ilişkin mânâsına gelir. terim olarak islâmiyetten önceki putperest dönemi ifade eder.

cahîm: cehennem.

câil: "ceale" kökünden yaratıcı, yapıcı.

câilu'n-nûr: nûr'un yaratıcısı.


câize: armağan, övücü şiirleri için eskiden şairlere devlet büyükleri veya aşiret büyükleri tarafından verilen para veya mal.

ca'l: yapma, meydana getirme, yaratma.

ca'lî: sahte, yapmacıklı, düzme.

câlib-i dikkat: ilgi alımlı.

câmi: 1. toplayan, derleyen. 2. içinde namaz kılınan ve mescidden büyük olan ibadethane.


câmid: 1. donmuş, sabit. 2. gelişmeyen, gelişme yeteneği olmayan.

cânib: cihet, yön, taraf, yan.

câriye: 1. savaşta gayr-i müslimlerden esir olarak alınan kız ve kadınlar. 2. hizmetçi kız.

cây-i işkâl: zorluk, güçlük, müşkülât noktası.

câzibe: cezbeden, çeken, yer çekimi.


câzibe-i fâniye: geçici hoşluk, fânî hoşluk.

câzibe-i mutlaka: 1. mutlak alımlı kuvvet. 2. yegane alımlı kuvvet. 3. geçici güzelliğin zıddı olan ebedî hoşluk.

câzibe-i umûmiyye kanunu: yerçekimi kanunu.

cebâbire: cebredenler, zorbalar, zâlimler.

cebbâr: 1. ilâhî isimlerdendir. dilediğini yapan, kudret ve güç sahibi allah. 2. zalim, müstebit kişi. 3. gökyüzünün güneyinde bulunmakta olan bir yıldız kümesi.


cebbârâne: cebbârcasına, zorbalıkla.

cebel: dağ.

cebr u ikrah: zorlama ve basınç yapma.

cebr-i mahz: sırf cebir, mutlak cebir.

cebriyye: cüz'î iradeyi inkâr eden mezhep.


cedid: yeni.

cehd: çalışma, çabalama.

cehele: cahiller.

cehl u dalâlet: cehalet ve sapıklık.

cehl: bilmezlik, cehalet.


cehr: açıktan söyleme, açık olarak okuma.

celâdet: kahramanlık, yiğitlik.

celâl: büyüklük, ululuk. zü'l-celâl: celâl sahibi allah.

celâl-i kibriyâ: allah'ın büyüklüğü.

celb-i maslahat: iyilik, dirlik ve düzeni sağlayıcı, fayda getirici.


celb-i menfaat: menfaat celbedici, alımlı, fayda sağlayıcı.

celde: kamçı ile vücuda vuruşlardan her bir vuruş. (fıkhî ıstılah)

celî: aşikar, belli, parlak, açık.

cem u tevfik: toplama ve uygunlaştırma, uzlaştırma.

cemaat: topluluk, imam arkasında namaz kılan topluluk.


cemaat-ı nâciye: 1. cehennemden kurtulacak ehl-i sünnet cemaatı. 2. selâmete, kurtuluşa erecek cemaat.

cemâdât: cansızlar.

cemâl: 1. allah'ın lütf ve ihsan sıfatıyla tecellisi. 2. yüz güzelliği.

cemâl-i hak: allah'ın güzelliği ki, müminler cennette onu temaşa edeceklerdir.

cemâlullah: 1. allah'ın cemâlı, allah'ın güzelliği. 2. allah'ın lütfu ihsaniyle tecellisi.


cemel: deve.

cem'-i kıllet: arapça'da türlü vezinlerde cemileri olan isimlerin, bu cemilerinden dokuzdan aşağı mahsus olanları.

cem'i mahlukât: tüm yaratıklar.

cemm-i gafîr: büyük cemaat, insan kalabalığı.

cenâbet: 1. gusül abdesti almayı gerektiren durum. 2. gusül gerektiği halde henüz gusül yapmamış kimse.


cenah: 1. yan taraf, cihet. 2. kol, pazu. 3. kanat, kuş kanadı.

cennatu'n-naîm: naîm cennetleri, nimetlerle dolu olan cennetler.

cerad: "cerâde"nin çoğulu. 1. çekirgeler. 2. yağmacılar.

cerh: yaralama, yaralatma, çürütme.

cerime: "cürm"ün çoğulu. suçlar, günahlar.


ceste ceste: bölüm bölüm, yavaş yavaş.

cevad-ı mutlak: koşula bağlı olmaksızın çok ihsanda bulunmakta olan, cömertlik eden cenab-ı allah.

cevahir: cevherler, çok değerli olan şeyler.

cevâmiu'l-kelim: kelimeler topluluğu.

cevârih: "cerh"den yaralayanlar, yırtıcı hayvanlar, yırtıcı kuşlar.


cevaz: izin, müsaade, caiz olma.

cevelan: dolaşma, gezme.

cevf: 1. boşluk, oyuk, çukur. 2. orta yarı.

cevher: 1. varlığı için başkasına muhtaç olmayan. 2. bir şeyin özü.

cevr ü zulm: ezâ ve zulüm.


cevr: ezâ, eziyet, haksızlık, sitem.

ceyb: yakanın göğüs üstündeki açık yeri.

ceyş-i usret: zorluk ordusu.

ceyyid: iyi, hoş, güzel.

cezâlet: rekaketsizlik, peltek kekeme veya pepe olmayış.


cezîretü'l-arab: arap yarımadası.

cezm: 1. kesin karar, niyet. 2. kesme, katı.

cibayet: câbîlik, vergi, gelir toplama.

cibilliyet: huy, yaratılış.

cibril: dört büyük melekten biri, vahiy meleği olan cebrail.


cibt ve tagut: haç ve put. allah'tan başka canlı cansız mabut edinilmiş şeyler.

cîd: boyun.

cidd: 1. bir işi gerçekten çalışıp işleme. 2. ciddilik.

cîfe: lâşe, leş.

cihad: 1. islâm için düşmanla yapılan maddî, manevî savaş. 2. nefisle yapılan her türlü mücadele.


cihad-ı ekber: 1. büyük savaş. 2. benlikle savaş.

cihanşümûl: cihânı içerisine alan.

cihaz: 1. çeyiz ve avadanlık. 2. cenazenin kaldırılması için lazım olan eşya.

cihet: yön, taraf.

cim secâvendi: kur'ân-ı kerim'deki durma yerlerinden biri. bu secâvendde durmak veya geçmek caizdir.


cima: insanların cinsî münasebetleri.

cinâs: münasebet, benzeyiş. pekçok mânâlara yorulabilen söz. imalı, telmihli söz. telaffuzu tıpkı anlamı ayrı olan kelimelerin bir söz içerisinde kullanılması.

cinnet: delilik, çılgınlık.

cins-i karîb: yakın cins.

cirm: 1. cisim. 2. büyüklük, hacim cirmi ne kadardır?


cisr: köprü.

cisr-i cehennem: cehennem köprüsü.

cizye: müslüman olmayan teb'a-dan alınan vergi.

cûd: cömertlik. karşılık beklemeden yapılan cömertlik.

cûdi: şırnak şehrinin 6 kilometre güney doğusunda bulunmakta olan büyük bir dağ.


cuhûd: çıfıt, yahudi.

cumhûr: halk, kalabalık, ahâlî, çoğunluk.

cumhûr-i müfessirîn: müfessirler topluluğu, müfessirlerin çoğunluğu.

cumhûr-i ukalâ: akıllılar topluluğu. akıl sahiplerinin hepsi.

cüderî: çiçek hastalığı.


cümle-i ismiyye: isim cümlesi.

cümle-i mu'tarıza: parantez içerisinde bulunmakta olan cümle, açıklayıcı mahiyetteki cümle. ara cümlecik.

cümle-i vecîze: kısa ve öz söz.

cünah: günah.

cünd: asker, asker topluluğu.


cünûd: askerler.

cünüb: gusül abdesti gerekmiş kimse.

cüz-i maksûm: bölünmüş parça.

cüz'i: az miktar, bir parça.



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com