rabb: 1. efendi, sahip. 2. terbiye eden, besleyen. 3. rab, allah.
rabbaniyyun: kendilerini tamamıyla allah yoluna vermiş olanlar.
rabıta: 1. iki şeyi birbirine bağlayan nesne. 2. ilgi, münasebet, bağlılık, mensupluk. 3. düzen, tertip.
râbıt-rabıta: 1. bağlayıcı, bitiştirici. 2. nefsini ezip kendini allah'a bağlamış.
râci: 1. geri dönen. 2. dokunan, alakası bulunmakta olan.
racih-raciha: değerlerinden üstün, daha önce, tercihli.
ra'd: gök gürültüsü.
radıyellahu anh: allah ondan razı olsun.
radıyellahu anhüma: allah o ikisinden razı olsun.
radıyellahü anhüm: allah onlardan razı olsun.
rafizî: râfizi fırkasından olan, hz. ebubekir, ömer ve osman'ın halifeliğini kabul etmeyenlerden olan.
rağmen: zıddına, inadına davranma, körlük ve nisbet.
rahat: dinlenme, sıkıntısızlık, dinçlik.
râhib: manastırda oturan hıristiyan din adamı, keşiş.
râhile: 1. yük hayvanı. 2. kervan, yolcular sürüsü.
rahim: 1. dölyatağı, rahim. 2. akrabalık.
rahîm: esirgeyen, acıyan, merhamet eden.
rahmet: 1. esirgeme, merhamet. 2. yağmur.
raiyye: 1. otlatılan hayvan sürüsü. 2. bir hükümdar idaresinde bulunmakta olan ve vergi veren halklar.
rakib: 1. başka biri ile tıpkı şeyi isteyen. 2. bir işte çalışanlarla yarış ederek ileri geçmek isteyenlerden her biri. 3. murakabe eden, kontrol eden.
rasad: 1. gözleme, gözetme, gözlem. 2. pusu tutma.
raûf: 1. pek esirgeyici, çok acıyıcı allah'ın isimlerinden.
râvi: rivayet eden, haber veren.
râyihâ: koku.
râzı: rıza belirten, kabul eden.
reca: umma, dileme, isteme, arzu.
recez: müstef'ilün müstef'ilün, müstef'ilün müstef'ilün vezninin bahri.
recîm: taşlanmış.
recm: taşa tutma, taşlama, birine atılan taş.
recmetme: taşlayarak öldürme.
refah: bolluk, rahatlık.
refref: 1. ince, yumuşak kumaş. 2. kemer saçağı. 3. döşek, döşeme. 4. kuşu çok çimenlik. 5. dalları salkım salkım ağaç.
rehber: yol belirten, kılavuz.
reîs: başta bulunmakta olan kimse, başkan.
rekabet: 1. gözleme, gözetleme. 2. kendi işini yürütmeye çalışma. 3. benzerleriyle yarışa çıkma.
rek'at: namazın birimlerinden her biri.
rekik: 1. kusurlu, tutuk. 2. peltek, dili tutuk.
reml-remil: remil, kum falı: bazı işaretlerle gaipten haber verme.
re'sen: kimseye danışmadan, kendi başına, direkt doğruya.
resul: 1. elçi, haberci. 2. kendisine kitap ve şeriat verilen peygamber.
resul-i zişan: şanlı peygamber, hz. muhammed (s.a.v.).
resulü's-sakaleyn: insanların ve cinlerin peygamberi, hz. muhammed (s.a.s.)
revâ: layık ideal, caiz.
revac: versiyon, geçerlik, itibarda olma, herkesçe aranılma.
revnak: parlaklık, hoşluk, tazelik, süs.
re'y: 1. görme, görüş. 2. fikir, bir iş ile ilgili söylenen söz, oy.
reyhan: fesleğen, güzel ve hoş koku.
rezzak: tüm yaratıkların rızkını veren allah.
rıdvan: 1. cennet kapıcısı olan melek. 2. razılık, hoşnutluk.
rıza: 1. hoşnutluk, memnunluk, razı olma, peki deme. 2. istek, kendi isteği. 3. allah'ın yazdığına boyun eğme.
rızk: 1. yiyecek içecek şey, azık, kut. 2. allah'ın herkese nasip kıldığı nimet.
riba: faiz.
ribat: 1. bağ, bazı sinirler. 2. sağlam yapı. 3. han vesaire gibi konaklanacak yer.
rica (reca): umma, dileme.
rical: 1. erkekler, adamlar. 2. yaya olanlar. 3. rütbeli, mevki sahibi kimseler, hadis ravileri.
ric'at: 1. geri dönme, vazgeçme. 2. erkeğin, boşadığı kadını, iddet müddeti bitmeden tekrar nikahlaması.
rida': örtü, belden yukarıya örtülen örtü.
rikkat: 1. incelik, yufkalık. 2. acıma, yürek etkilenmesi.
risalet: 1. elçilik, habercilik. 2. peygamberlik.
risaletpenah: peygamberimiz.
rişvet (rüşvet): bir iş gördürmek, haksızı haklı göstermek gibi maksatlarla bir görevliye verilen para, mal veya sağlanan menfaat.
rivayat: rivayetler, hz. peygam-ber'den veya ashabından gelen haberler.
riyazat: nefsi terbiye için az yiyip az uyuyarak dünya lezzetlerinden kurtulma.
riyazet: nefsi kırma, dünya lezzetlerinden uzaklaşmaya çalışma.
riyazi-riyaziyye: matematikle ilgili.
riyaziyyat: matematik bilgisi.
ruhanî: ruha ilişkin, ruhla ilgili, gözle görülemeyen, cismi olmayan.
ruhban: rahipler.
rukye: afsun, büyücü ve üfürükçülerin okuduğu şeyler, nefes, üfürük, okuyup üfleme.
rücu': geri dönme, cayma, fikrini değiştirme.
rükn: 1. bir şeyin en sağlam tarafı, esası, direği. 2. kolon, direk. 3. önemli kimse.
rükû: namazda elleri dizlere dayayarak eğilme hareketi, aşırı saygı gösterme.
rüsuh: ilmin derinliğine inmek, dalmak, ilimde ileri gitmek.
rüsva (rüsvay): rezil, maskara, ayıpları ortaya çıkarılmış.
rüşd: 1. erginlik. 2. doğru yola gitme.isbat-ı rüşd: erginliğini ispat etme.
rütbe: 1. sıra, basamak. 2. nicelik, derece.
rü'yet: 1. görme, bakma. 2. idare etme, çevirme.
rü'yet-i hilâl: ayı görme.