bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

hukuk sözlüğü - k hakkında bilgi hukuk sözlüğü - k






kaanî : kanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış;
kanmış



kaasır : zorla işleten; kısa




kabil : kabul eden; kabul edici; olan; olabilir



kabl-el-işgal: işgalden önce



kabz : alma; elde tutma; edinme




kabzeylemek: almak; elde tutmak; edinmek



kadastro :arazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve
sahiplerini belirtip plana bağlama işi;



kadastro: arazilerin ve arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve
sahiplerini belirtip plana bağlama işi.




kadîm : çok eski zaman; eski



kâffe : hep; bütün; cümle



kâfi : yeter; yeterli




kagir: taş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir.



kaide: kural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık



kaim : başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen




kaime: kağıt para



kal' : koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma



kalbetme: değiştirme; çevirme




kambiyo taahhüdü: ticari bir senet üstüne imza koymak suretiyle
doğan soyut borç.



kambiyo senetleri:
poliçe, çek ve bonodan ibarettir.



kamu düzeni: bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini,
kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde
huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla meydana gelen
düzen.




kamu haczi: devletin, vergi usul kanunu kapsamına giren vergi,
resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu
hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle,
borçlu halindeki kişilerin mal ve haklarına el koyması.



kamu hakları: şahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen
hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.



kamu hizmeti: devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya
bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun
genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen
faaliyetler.




kamu hukuku: devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri
ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.




kamu malları: özel mülkiyete husus olamayan ve direkt doğruya
kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.



kamu tüzel kişileri: tamamen kamu faydasının gerçekleşmesi için
çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık
yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.




kamu yararı: kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle
ilgili ve bunlara ideal olan durum.



kamulaştırma: devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu faydasının
gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek
koşuluyla, özel mülkiyette bulunmakta olan taşınmaz malların tümünü veya
bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.



kanaatbahş: inandırıcı




kanun: anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir biçimde ve bu
ad altında tespit edilmiş bulunangenel, devamlı ve soyut hukuk
kurallarıdır.



kanun hükmünde kararnameler: tbmm' nin bir kanunla yetki vermesi
üstüne bakanlar kurulu tarafından belli hususları düzen vermek
amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.



kanun tasarısı : nakanlar kurulunun hazırlayarak tbmm ' ne sunduğu
kanun projeleridir.




kanuni intifa hakkı: kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı
doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine,
başkasına ilişkin bir mal (hak) üstünde kullanma ve ürünlerinden
yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.



kanuni ipotek hakkı: kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı
kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.



kanuni müşavir: vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil
ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit
kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan
danışman.




kanuni şuf'a hakkı: kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve
hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak
konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması durumunda hak sahibine o şeyi
ilk olarak satın alma yetkisi veren hak.



karabet: yakınlık



karâr-gîr : kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış




kârine : ipucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun
(sonucun) çıkarılması



karineyi hal: duruma göre



karye : köy




karz: ödünç



kast: kanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek
hareketin neticelerini bilerek ve isteyerek işlemek iradesi



kat' : kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme




katibi adil: noter



kat irtifakı: yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın
yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması
yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.



kat maliki: bağımsız bölümler üstünde kurulan kat mülkiyeti hakkına
sahip olan kişi.




kat malikleri kurulu: kat mülkiyetine husus taşınmazdaki tüm kat
maliklerinin oluşturduğu kurul.



kat mülkiyeti: bir yapının bağımsız bölümleri üstünde kurulan, arsa
payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir
mülkiyet hakkı.



kâtib-i adil: noter




katiyet kesbetmek: hale gelmek



kavâid :kaideler; usuller; kurallar; yasalar



kavi: kuvvetli




kaynak hakkı: hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın
sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren
bir irtifak hakkı.



kazaî içtihatler: mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir
sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir



kazaî karar:yargısal karar




kaza-î merci: yargı organı; mahkeme



kazai rüşt: 15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve
babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması



kazaî tefsir : yargısal yorum




kaziyye-i muhkeme: kesin hüküm



ke-en-lem-yekün : sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi



kefalet : kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o
kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına
girmek.




keff-i yed : elçekme; vazgeçme; karışmama



kemâl : olgunluk; tamlık; eksiksizlik



kerhen: iğrenerek; istemiyerek; hoşlanmıyarak; zorla; zoraki




kesb : çalışıp kazanma; edinme



kesbetmek: kazanmak; edinmek; sağlamak



ketmetmek : gizlemek; saklamak; sır tutmak




keyfiyet : iş; durum; mesele



kezailik: aynı şekilde



kıstâs : ölçü; ölçüt




kışlak :kışın hayvanların yayılıp otlamasına ideal yer. bir veya
birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış
mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları
için tahsis edilen veya öteden beri bu hedefle kullanıla gelen arazi.




kıyâs : karşılaştırma; oranlama; örnekseme



kifâyet: kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik


şahsi haklar: kişinin maddi ve manevi bütün varlığı hakkında
bulunmakta olan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan
hak ve hürriyetlerdir



kitab'ül-icare : icar kitabı; mecelle'de kira bölümü (faslı)



kollektif şirket : ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında
işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan
hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.




konkordato: dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının
kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir
anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve
borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini,
tümünü ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek
borcundan kurtulması.



kontrat :mukavele; sözleşme



kuru mülkiyet: bir mal üstünde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve
yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı halinde malikin sahip
olduğu mülkiyet hakkı.




kuyûd :kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler



kuvvei müsellaha: güvenlik kuvvetleri



külfet :sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet




küsur :artık



küşad :açma; işletmeye açmak




kütüb :
kitaplar



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com