bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

hukuk sözlüğü - h hakkında bilgi hukuk sözlüğü - h






hacet: gerek; gereklilik



hâcir: hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan
(hasta)




haciz: borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi halinde,
alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve
haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el
konulması.



hâdis: meydana gelen; çıkan; yeni çıkan



hafiyyen : gizli olarak; saklı olarak; gizlice




hafriyat : kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma



hail : duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları
birbirlerinden ayıran işaret ve engeller



haiz : sahip; elde bulunduran; taşıyan




hak: hukuk düzeni tarafından şahıslara ünlü olan yetkilerdir



hakikiye: hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten



hakk: doğruluk ve insaf; bir insana ilişkin olan şey; dava ve iddiada
hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse




hakkaniyet: hak ve adalete uygunluk; doğruluk



hak ehliyeti: sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm
anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan
(evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma kabiliyeti.



hakk-ı mesil: su yolu hakkı





hakk-ı mürûr:
geçit hakkı



hakk-ı şuf'a: önalım hakkı



hakk-ı şürb: içme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı




haksız fiil: hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici
eylemlerdir



haksız iktisap: bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene
dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine oluşan
artma ya da azalmama durumu



halel: bozma; bozukluk; eksiklik; zarar




haleldar olmak: bozulmak; çiğnenmek



hali sabıka irca: eski hale getirme



halita: karışım




harâc-ı mukaseme: arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden
yarısına kadar alınan vergi



harâc-ı muvazzaf: arâzî-i hâriciyye üstüne yerin tahammülüne göre,maktûiyet
veçhile tayin olunan vergi



hariciye vekâleti: dışişleri bakanlığı




hârîm: başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev
bölümü; harem




harnup:
keçi boynuzu



hartama: pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı
örtüsü olarak kullanılan ince tahta;




has: sıkıştırmadan bir yerin içerisine alma; hareketten menetme;
etrafını çevirme; vakfetme



hasârât: zararlar; ziyanlar; hasarlar



hasb-el-kanun: kanun gereği




hasb-el-memuriyye: memuriyet gereği



hasebiyle: yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle



hasılat kirası: kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat
veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme;
ürün kirası.




hasîm: iki düşmandan herbiri



hâsim: hasmeden; kat'eden, kesip atan



hasren: muhasara ederek; etrafını çevirerek




hâss: özgü



hatîa: günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık



havale: yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri
nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama
alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili
kılındığı sözleşme.




hâvi: kapsar; kapsayan; içeren; içerir



havza-i fahmiyye: kömür havzası; kömür bulunmakta olan bölge



haylûlet: engel olma; araya girme; yolu kapama




hayr (hayır): iyilik; iyi; faydalı iş; yarar



hayrât: sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için
kurulan müessese



hazine: devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir
taraftan bütçenin uygulanmasına ait işlemleri, diğer taraftan da
kamu gelir ve giderlerinin vakit olarak uygunluğunu sağlayan merkezi
örgüt; maliye bakanlığı ve maliye dairelerinden meydana gelen örgüt; devlet
kasası.




heder olma: ziyan olma



hedm: yıkma; harap etme



hidematı amme: kamu hizmeti




hıfz: saklama; koruma



hibe: bağışlama



hilafı: tersi; aksi; zıddı




hilkat: yaratılma; yaratılış; tabiat



himaye: koruma; korunma; birine arka çıkma



hini dava: dava sırasında




hini hacet: gerektiğinde



hisse-i şayia: yaygın hisse; ortak pay



hitâm: son; bitim; tükenme; nihayet




hizmet sözleşmesi: işçinin, belirli veya belirsiz bir vakit müddeti
içerisinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği
sözleşme.



hod-be-hod: kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden



huda: aktarma




hudûs : sonradan peyda olma



hukuki işlem: bir veya birden fazla kişinin, hukuksal bir sonuca
yönelttiği irade açıklaması.



hukuki tağyir: bir kimsenin, kendisine ilişkin olmayan menkul eşyalar
üstünde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın meziyetini
değiştirmesi




hukukun şeklî kaynakları : hukuk kurallarının hangi biçimlere
bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere
kaynaktır.



hulâsa :özet



hulûl : gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi


hüsnü ceryan: iyi icra etmek



husule gelmek: doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak



husûmet: hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı
taraf olma




husûsat: bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler;
maddeler



hususî: özel; kişiye ait



hüccet :senet; delil; belge




hükkâm: hakimler; yargıçlar



hükmî şahsiyet: tüzel kişilik



hükümsüzlük: bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü biçimde
yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması durumunda hukuki
netice doğurmamasıdır.




hüsnüniyet : iyiniyet



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com