osmanlıca sözlük
"osmanlıca sözlük" kategorisinde toplam "27" bilgi bulundu...
osmanlıca sözlük-z
zabt: 1. sıkı tutma. 2. idaresi altına alma, kendine mal etme. 3. silah zoru ile bir yeri alma. 4. anlama, kavrama. 5. kaydetme, özetini yazma.
...
osmanlıca sözlük-y
yâd: 1. anma, hatırda tutma, zikretme. 2. hediye. 3. hatıra. 4. hatır gönül.
yakaza: uyanıklık, dikkatli olma, uyku ile uyanıklık a...
osmanlıca sözlük-v
vâcib: lazım, zorunlu olan, yerine getirilmesi her müslüman için lazım ve zorunlu olan allah'ın emirleri.
vâcibât: yapılması lazım ...
osmanlıca sözlük-ü
ülfet: 1. alışma, kaynaşma. 2. görüşme, konuşma. 3. dostluk.
ümera: emirler, beyler, yöneticiler.
ümid:...
osmanlıca sözlük-u
ubudiyyet: kulluk, kölelik, bağlılık, aşırı mensupluk.
uhrevî: ahiretle ilgili, öteki dünyaya ilişkin.
...
osmanlıca sözlük-t
taabbüd: ibadet, kulluk etmek.
taaccüb: şaşma, hayret etme, tahayyür.
taaddî: 1. geçme, öteye geçme...
osmanlıca sözlük-ş
şaibe: 1. leke, kir, pislik, süprüntü. 2. eksiklik, noksanlık, kusur.
şakî: 1. haydut, yol kesen. 2. her türlü günahı işleyecek bahts...
osmanlıca sözlük-s
sâ': 1040 dirhemlik hububat ölçeği.
saba: gün doğuşundan esen güzel ve lâtif rüzgar.
sabi: 1. henüz...
osmanlıca sözlük-r
rabb: 1. efendi, sahip. 2. terbiye eden, besleyen. 3. rab, allah.
rabbaniyyun: kendilerini tamamıyla allah yoluna vermiş olanlar.
osmanlıca sözlük-p
p harfi ile başlayan osmanlıca terim bulunamadı.
osmanlıca sözlük-ö
ö harfi ile başlayan osmanlıca terim bulunamadı.
osmanlıca sözlük-o
o harfi ile başlayan osmanlıca terim bulunamadı.
osmanlıca sözlük-n
nâçâr: çaresiz, elinden iş gelmeyen, mecbur kalmış olan.
nâdim: nedamet etmiş, pişman olmuş.
nâdir: e...
osmanlıca sözlük-m
maa: beraber, birlikte.
maad: 1. dönüp gidilecek yer. 2. ahiret. 3. dönüş, geri gidiş. 4.dünya'dan sonraki hayat. 5. gaye, amaç, ulaş...
osmanlıca sözlük-l
lâbüd: 1. çok lazım, kesinlikle, 2. ayrılık yok.
lâedriyye: şüphecilerle alakalı. şüphecilik üstüne kurulu felsefe ekolü.
osmanlıca sözlük-k
kabih-kabiha: çirkin, yakışıksız, fena, ayıp.
kâbil: 1. kabul eden, kabul edici. 2. olan, olabilir.
kab...
osmanlıca sözlük-i
ibâd: kullar.
ibâdü'r-rahmân: allah'ın kulları.
ibâhe: 1. mübah olmak. 2. ateş söndürme.
osmanlıca sözlük-ı
ıcl: dana, sığır yavrusu.
ıdlâl: saptırma, azıtma.
ıslah: düzeltme ve imâr etme.
osmanlıca sözlük-h
habâis: kötülükler, kötü şeyler.
habâset: kötülük, alçaklık, fenalık.
habb-habbe: 1. tane, tohum, 2...
osmanlıca sözlük-g
gaddâr: hain, zalim.
gâdir: gadreden, hıyanet eden, fenalık eden.
gadr: hainlik, vefasızlık, zulüm, m...
osmanlıca sözlük-f
fâcir: 1. fücûr sahibi, fena huylu. günahkâr.
fâdıl-fâzıl: faziletli, fazilet sahibi, erdemli.
fadl-fazl:...
osmanlıca sözlük-e
eamm: daha geniş, pek şümullü, en umumî.
eâzım: büyükler, ulu kişiler.
eb: baba, ata.
osmanlıca sözlük-d
dâb: 1. adalet, doğruluk, 2. ihsan, vergi.
dâbbe: yük ve binek hayvanı.
dâbbetü'l-arz: kıyâmet alamet...
osmanlıca sözlük-ç
çâk: 1. yarık, yırtık. 2. yırtmaç.
osmanlıca sözlük-c
câfî: cefâ çektiren, eziyet eden.
câh: itibar, makam, mevki.
câhiliyye: kelime olarak cahilliğe ili...
osmanlıca sözlük-b
bab: 1. kapı. 2. fasıl, bölüm.mine'l-bab ile'l-mihrab: kapıdan mihraba dek, baştan sona kadar.
bâdiye: kır, ova, sahra, çöl.
...
osmanlıca sözlük-a
âbâ vü ecdad: babalar, dedeler, atalar.
abâ: bazı dervişlerin ve ilmiye mensuplarının giydikleri yünden yapılmış bir kıyafet.
1