|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| mevcut yalıtımsız | ısı yalıtımlı | bir yıldaki | |||
| istanbul | elazığ | istanbul | elazığ | istanbul | elazığ |
| 3.7 ton | 5.6 ton | 1.0 ton | 1.4 ton | 2.7 ton | 4.2 ton |
| 1.443 | 2.184 | 390 | 546 | 1.053 | 1.638 |
| milyon tl/yıl | milyon tl/yıl | milyon tl/yıl | milyon tl/yıl | milyon tl/yıl | milyon tl/yıl |
| tablo 1.1. örnek binanın yalıtımlı ve yalıtımsız durumunda | |||||
| zararlı maddeler | mevcut/yalıtımsız | ısı yalıtımlı | ||
| istanbul | elazığ | istanbul | elazığ | |
| co2 ton/yıl | 11 | 16.6 | 2.9 | 4.1 |
| so2 kg/yıl | 1.8 | 2.8 | 0.5 | 0.7 |
| nox kg/yıl | 21 | 31.9 | 5.7 | 7.9 |
| co kg/yıl | 7.2 | 10.9 | 1.9 | 2.7 |
| cxhy kg/yıl | 1.5 | 2.4 | 0.4 | 0.6 |
| partikül kg/yıl | 5.3 | 8.0 | 1.4 | 2.0 |
| tablo 1.2. örnek binanın yalıtımlı ve yalıtımsız durumunda | ||||
tablo 1.1 ve 1.2 verilerine göre; bir yılda yaklaşık %70 yakıt tasarrufu
yapılmakta, ısı yalıtımına yapılan yatırım istanbul 'da 1.5 yılda elazığ 'da
ise 1 yılda kendini amorti edebilmektedir. (fuel-oil: 390.000 tl/litre) hava
kirliliğindeki azalma ise %75 mertebesindedir. tablo 1.1 'de verilen %70 kazanç,
hem enerjisi büyük miktarda dışa bağımlı olan ülkemiz hem de bina kullanıcıları
için küçümsenemeyecek bir rakamdır. yalıtım için yapılan yatırımlar ise, sağlanan
bu tasarrufun yanısıra önemsiz kalmaktadır. dolayısıyla, ısı yalıtımının öneminin
ve getirdiği kazançların toplumun her kesimine çok iyi anlatılması ve bu konuda
bilinçli bir toplumun oluşturulmasına çalışılmalıdır.
konu üstünde yapılan analitik hesaplara göre, iyi bir ısı yalıtımı
ile enerji tüketiminden %70-80 tasarruf sağlamak olası görünmektedir. basit
bir ısı yalıtımı halinde ise bu kazanç yaklaşık %50 düzeyindedir. yine, iyi
bir yalıtım ve enerji yönetimiyle 150 kwh/yıl olan enerji tüketimi 70 kwh/yıl
'a düşürülebilir. konunun daha iyi açıklığa kavuşturulması bakımından tablo
1.3 'de verilmiştir.
| yalıtım derecesi | dış kapılar ve pencereler | çatı | dış duvar | döşeme | ısı gereksinimi kwh/yıl |
| yetersiz | çift cam | 18 cm beton | 30 cm delikli tuğla | 18 cm beton | 34.790 |
| orta | çift cam | +5 cm yalıtım | +5 cm yalıtım | +5 cm yalıtım | 15.280 |
| iyi | üç cam | +15 cm yalıtım | +12 cm yalıtım | +10 cm yalıtım | 8.790 |
| tablo 1.3. yalıtım derecelerine göre ısı ihtiyacı | |||||
tablo 1.3 incelendiğinde binanın yalıtım derecesinin "yetersiz"
kademeden "iyi" düzeye getirilmesi halinde ısı ihtiyacında %74.7 gibi
olabildiğince önemli kademede bir azalma söz konusudur. diğer bir söylemle, yalıtım
seviyesi yükseldikçe enerji tüketimi azalmakta, yaklaşık %75 gibi önemli boyutlarda
enerji tasarrufu sağlanmaktadır.
yapıların ısı etkilerinden korunması, sadece yapıları kullananlara
daha sağlıklı bir yaşam ortamı sağlamakla kalmaz, ısıtma ve soğutma sistemleri
ilk yalıtımlarda ve yıllık enerji giderlerinde tasarrufları da beraberinde getirir.
azalan yakıt tüketiminin hava kirliliğini azaltma çabalarına katkısı da küçümsenmeyecek
boyuttadır. diğer taraftan, tasarım aşamasında düşünülecekısıl korunum tedbirleri
yapıların neme karşı korunmaları için lazım pekçok tedbirin alınmasını sağlayacak,
böylece de yapıların ömrünün artması yönünde önemli adımlar atılmış olacaktır.
ısı yalıtımsız dış duvarda, malzemeye bağlı olarak ısı geçirimliliği,
binanın ısıtma enerjisi gereğini artırmakta; bu taktirde çevre kirliliğine neden
olan gaz miktarları da artmaktadır. yalıtımdan vazgeçerek, yapım maliyetinin düşürülmesibir
avantaj olarak görülmekte ise de termal konforu sağlamış bi iç ortamda yaz ve
kış mevsimlerinde harcanan enerji ile kullanıcılar, ulusal ekonomimiz ve çevremiz
büyük kazançlar sağlamaktadır.
özellikle son yıllarda, elektrik tüketimine yönelik, yeni yatırımların
yapılamayışı, gelecek dönemlerde başlaması muhtemel elektrik kesintileri ve
her geçen gün dövize bağlı olarak artan petrol ve türevi yakıtların tüketiminde,
acilen tasarrufa yönelmemize dair bir işarettir. bu nedenledir ki, büyük miktarda
enerji tüketiminin olduğu yapılarda, ulusal ve/veya bölgesel mevsim koşulları
göz önüne alınarak, yalıtımın zorunlu tutulması bundan böyle kaçınılmaz görünmektedir.
bu konuda yerel yönetimlere büyük sorumluluklar düşmektedir. yerel
yönetimler, mevzuatlarında ciddi ve tutarlı yaklaşımlarla seri farklılıklar
yaparak, yalıtım projesi olmayan ve yalıtım projesini uygulamayan binalara kullanma
izninin verilmemesi yoluna gidilebilir. diğer taraftan, ilgili birim veya kamu
kuruluşlarıyla yakın işbirliği yapılarak bu durumdaki binalara elektrik, telefon
vb alt yapı hizmetlerin verilmesi bu koşula bağlanabilir. böylece, binanın yalıtılması
bir zorunluluk durumuna sokulabilir. böyle bir çalışmaya geçerken, ilgili tarafların
bina yalıtımının gerekliliğine ikna edişmesi veya inandırılması konusu beraber
yürütülmelidir. bu konuda, eğitim-öğretim, basın yayın gibi kuruluşların söz
konusu çalışmanın içerisine sokulması gerekliliğinin yanı sıra devamlı gündemde
tutulmalıdır.
aslında ısı gereksiniminin tespit edilmesi iki bakımdan lazımdır. birincisi,
mevcut enerji kaynaklarının korunabilmesi ve hava kirliliği tedbirleri, yapılardaki
enerji gereksiniminin gerçekten enerji tasarrufu sağlayacak ve hava kirliliğini
önleyecek biçimde ısıtılmalarının planlanabilmesi için planlayıcıların eline
bir hedef değer verilmesi istenmektedir. ikinci olarak, anılan uygulama için,
birinciye göre daha kesin bir fiziksel metoda gereksinim vardır.
diğer taraftan, hava kirliliği yalnızca ülkemizin bir problemi değildir,
evrensel bir boyutu vardır. fosil yakıtların giderek daha fazla tüketilmesi
neticesi doğanın kendisini temizleyebileceğinden çok daha fazla kirlilik atmosfere
yayılmaktadır. buna paralel olarak, malesef yanma ürünü olarak atmosfere yayılan
co2 'nin doğal temizlenmesi görevini üstlenmiş olan yeşil
alanlar hızla daralmakta ve her geçen gün dünya atmosferindeki co2
miktarı artmaktadır. katı, sıvı ve gaz yakıtların yanması neticesi yakacağın türüne
ve yanma işlemine bağlı olarak çeşitli oranlarda değişen, azot oksitler, karbonmonoksitler,
hidrokarbonlar, klor, halojenli bileşikler, polisilik organik maddeler ile partikül
durumunda katı maddeler atmosfere yayılmaktadır. bunlar insan sağlığına, doğal
yaşama ve bu nedenle ulusal ekonomiye çeşitli etkilerde bulunmakta ve ekolojik
dengenin bozulmasına neden olmaktadır.
ülkemizde hava kirliliği üstüne yapılan bilimsel çalışmaların büyük
bir çoğunluğu termik santraller ile endüstriyel tesislerin bacalarından ve taşıtların
egzozlarından çıkan gazlar üzerinedir. hususa ışık tutması bakımından enerji
ve tabii kaynaklar bakanlığı 'nın 1993 ve 1997 enerji istatistikleri verilerine
göre enerji tüketiminin sektörel dağılımları tablo 1.4 'de verilmiştir.
yine tıpkı kuruluşun verilerine göre, ülkemizde 1993 yılında tüketilen
yakıtın %32 'sinin ısıtma hedefli kullanıldığı görülmektedir. bu şaşırtıcı tablonun
yanı sıra, ısıtma için tüketilen yakıtın endüstri ve ulaştırmada olduğu gibi
bütün yıl boyunca değil de yalnızca kış aylarında tüketildiğini (aralık, ocak ve
şubat aylarında %65) ortaya koymaktadır.
| sektörler | tüketilen enerji 1993 (%) | tüketilen enerji 1997 (%) |
| konutlar | 36 | 41 |
| endüstri | 34 | 33 |
| ulaştırma | 21.4 | 20 |
| tarım | 5 | 5 |
| diğerleri | 3.6 | 1 |
| toplam | 100 | 100 |
| tablo 1.4. enerji tüketiminin sektörel dağılımları | ||
endüstriyel tesislere sahip olmayan ve trafiği de yoğun olmayan tokat,
kastamonu, erzurum, sivas, diyarbakır, düzce ve elazığ gibi şehir merkezlerinde
hava kirliliğinin tamamen ısıtma hedefli yakıt tüketiminden kaynaklandığı ileri
sürülmektedir. yapılarımızda ısı yalıtımına gereken önemin verilmeyişi, ısınma
için sarf edilen yakıt miktarını artırmaktadır. bundan başka, kaliteli yakacakların
pahalılığı, ekonomik gücü zayıf olan halkımızın ucuz fakat çevreyi daha fazla
kirleten linyitlere doğru yönelinmesine neden olmaktadır. ülkemizdeki linyitlerin
tamamına yakın bir kısmının; ısıl değeri düşük, kül, nem, kükürt ve azot içerikleri
olabildiğince yüksektir. ısı değerinin düşük olduğu birim enerji tüketimi için daha
fazla yakılmalarını gerektirmekte ve bu da çevreye daha fazla kirletici yayılmasına
neden olmaktadır.
gelişmiş ülkelere göre, ülkemizde kişi başına tüketilen enerji miktarı
1/3 oranında olmasına rağmen, ısınma için sarf ettiğimiz enerji %100 daha fazladır.
yani, ülkemizde ısınma için aşırı bir yakıt tüketimi vardır. ülkemizde birim
hacmi ısıtmak için harcanan enerji fransa 'dan yaklaşık %50, isveç 'ten ise
%230 daha fazladır. bu aşırı yakıt tüketimi, ülkemizin coğrafi konumundan değil,
ısı yalıtımına gereken önemin verilmeyişi ile standart dışı yapılaşma ve kentleşmeden
kaynaklanmaktadır denilebilir.
bugün ülkemizde ciddi ve tutarlı yaklaşımlarla, ısı yalıtımı uygulamadan
inşa edilmiş yaklaşık 10 milyon dolayonda binanın olduğu tahmin edilmektedir.
bu binalarda uygulanması hiçbir teknolojik güçlük arzetmeden herkesin kolaylıkla
uygulayabileceği seri-basit yalıtım uygulamaları ile ısınma için sarf ettiğimiz
enerjinin asgari %50 'sini geri kazanmak olası görünmektedir.
avrupa birliği (ab) ülkeleri ile ısı yalıtım kurallarını ortak bir
standart durumuna getirme çabaları sürmektedir. bundan başka, yalnızca yapı elemanlarının
ısı iletim katsayıları yapılan tasarrufun yeterli olamayacağı görüşündedir.
söz konusu ülkeler, havalandırma kayıplarını azaltmak için reküperatör, eşanjör
ve ısı pompası yardımı ile havalandırma gereksinimini karşılama ve dışarı atılan
enerjiyi de geri kazanma konusunda bazı çalışmaların yapıldığı bilinmektedir.
yapılarda aranılacak ısıl korunum tedbirleri iklim şartlarına, yapının
önemine, kullanma biçimine ve ekonomik şartlara göre farklılık gösterir. asgari
ısı korunum önlemlerinin hedefi, hesaplanan en düşük hava sıcaklığında yapıyı
çevreleyen yapı bileşenlerinin iç yüzlerinde terleme-çiğlenme olmamasıdır. tam
ısıl korunum tedbirleri ise yapıda yaşayanların vücutlarından yapı bileşenlerine
doğru ışıma yoluyla ısı transferi olmasını önlenmeyi amaçlar. bunun içerisinde
yapı bileşenlerinin iç yüzlerinde 17-17.5 °c sıcaklık olması gerekmektedir. bir yapının
ömrü süresince katlanılacak yatırım ve işletme masrafları en alt düzeye indirilecek
önlemlere ise "optimum ısıl korunum önlemleri" denilmektedir. genel olarak,
tam ısıl korunum önlemlerinin ekonomik yönden en iyi çözümü sağlayacağı söylenebilir.
etiketler [2]